“Nefesini tut ve ona kadar say. Az sonra sona erecek, sonra tekrar başlayacak.”

Yüzleşme, Calia Read’in Fairfax serisinin ikinci kitabı. İlk kitap olan Kördüğüm’ü inanılmaz derecede beğenmiştim ve bence bu ikinci kitap da yine inanılmaz derece güzel. Ama seri olmasına bakmayın, sırasız da okuyabilirsiniz. Ya da sadece birini okusanız da olur. Zaten birini okuduğunuzda yazarın diğer kitabını da muhakkak okumak istersiniz diye düşünüyorum. 😀

Seriye adını vermiş olan Fairfax, bir akıl hastanesi. Fakat size muhtemelen okurken seveceğiniz bir hastanın tanımını da iletmek istiyorum: “Ne cinayetin ne de cinayet düşüncesinin hoş karşılandığı, buna rağmen doktorların boğazından aşağı bir atı öldürmeye yetecek kadar ilaç tıkıştırdıkları Fairfax Ruh Sağlığı Enstitüsü…” Aklınızda bir şeyler canlandı değil mi? Kesinlikle.

“Burada hava yoktu.
Deliliği soluyorduk.
Cinneti soluyorduk.”

Yüzleşme’de de yine ilk kitapta olduğu gibi Fairfax’te yatan bir hastanın hikayesi anlatılıyor. Bu hasta, Victoria adında yirmili yaşlardaki genç bir kadın. İlk kitapta çok az olsa da yer alıyordu. Bu yüzden ilk kitaptan hatırladığım için mi yoksa zaten bariz olduğu için mi olduğuna karar veremediğim bir ayrıntı vardı kitapta. Buna dayanarak eğer seriyi hiç okumadıysanız, önce Yüzleşme’yi sonra Kördüğüm’ü okumak daha mantıklı olur diye düşünüyorum.

Arka kapak tanıtımında şöyle bir paragraf yer alıyor:

“Adımın Victoria olduğunu söylüyorlar. Yirmi yedi yaşında olduğumu ve altı aydan fazla bir süredir bu akıl hastanesinde olduğumu söylüyorlar. Kocamın öldüğünü söylüyorlar. Ama kocam her gün beni ziyaret ediyor. Onlar istediklerini söylesinler, geçmişin düğümlerini çözüp gerçeği ortaya çıkarmanın zamanı geldi.”

Şimdi bu merak uyandırıcı yazının üzerine daha bir şey söylenir mi emin olamıyorum. Çünkü paragraf kesinlikle “Oku beni!” diye bağırıyor. Ve emin olun, bitirdiğinizde de “İyi ki okumuşum!” dedirtiyor. Hani beklenti ne kadar büyükse hayal kırıklığı da aynı oranda büyük oluyor ya çoğu zaman, bu kitapta beklentim üst seviyedeydi ve kesinlikle beklentimin de üzerine çıktı.

y-4

“Tanrı her varlığa gerçekle huzur arasında seçim yapma şansı sunar. Hangisini istersen onu seç; ikisine birden sahip olamazsın.”

Ben “büyük olay”ın o bahsettiğim ayrıntı olduğunu sanmaya başlamıştım açıkçası ama Calia Read, sizi şok etmek de usta bir isim olduğunu ikinci defa kanıtlıyor. Kördüğüm, onuyla beni şok eden kitaplar sıralamamda ilk beşte yer alacak bir kitaptı. Son sayfaları tekrar tekrar okumak zorunda kalmıştım, ben mi yanlış anlıyorum diye. Ama Yüzleşme de “Hadi canım, yok artık!” tepkilerini hak eden bir kitap olmuş. Lütfen burada “Müthiş, harika!” tarzındaki bütün kelimeleri sıraladığımı hayal edin. Sizi uzatarak sıkmak istemiyorum ama Karmakarışık kitabının ve yorumumun üzerine tüm övgüleri hak eden bir kitap yorumuyla burada olmaktan inanılmaz hoşnutum, mazur görün. 😀

“Eğer güzel anılarımı bu kadar kolay kaybettiysem kötü olanlara ne yapmıştım?”

Kitabın %95’i Victoria’nın ağzından anlatılıyor. Eh, o %5’i de okuyup görün artık. 😀 Bu tarz iç çatışması, psikolojisi bol bir kitap da kahraman ağzından anlatılmalı zaten diye düşünüyorum. Kitapta Victoria’nın Fairfax günlerinin anlatılmasının yanında geçmişini, Fairfax’e gelme sebebini de Victoria’nın hatırlama çabalarıyla okuyabiliyoruz. Evet, Victoria geçmişiyle ilgili pek bir şey hatırlamıyor ve bunu hatırlama işine giriştiğinde bile hatırlama ihtimalinden doğan korkusunu da hissettiriyor.

“Gerçeğin bir bedeli olduğunu görmeye başlıyordum. Gerçeğin ele geçirmeyi en çok istediği şey ruh sağlığınızdı. Sizi özgür kılma vaadiyle cezbederdi satır aralarına baktığınızda kafayı yediğinizi düşündürene kadar kuşkularınız ve korkularınızla sizi yalnız bırakacağını görürdünüz. Bazen gelir ve sizi kurtarırdı. Bazen ise gelmezdi.”

Kitabın sonunda zihnimde netleştiremediğim kısımlar da oldu. Yanıtını almak istediğim bir iki sorum vardı açıkçası. Ama bu bile rahatsız etmedi çünkü -bu sırada söyleyeceğim nedeni artık tahmin edebiliyorsunuz değil mi- kitap gerçekten çok güzeldi.

y-3

Pekala, kitabın daha övebileceğim yeri kalmamış diye düşünüyor olabilirsiniz. Lakin var! Çevirmeni -halihazırda okuduğum çevirilerini zaten çok sevdiğim- Arzu Altınanıt. Özellikle bu yaz çok kötü çeviriler okuduğum için ilaç gibi gelen bir kitap oldu, Yüzleşme.  Net bir şekilde Arzu Altınanıt’ın çevirilerini gönül rahatlığıyla alabileceğinizi söyleyebilirim. Hatta hazır bu konuya değinmişken hem çevirileri hem de kitapların kendi güzellikleri için okumayanlara Gözlerindeki Canavar, Ruhundaki Canavar ve Tersyüz’ü de önereyim. 😀

Yabancı Yayınları’nın kitaplarını ayrı kitap kapaklarını ayrı seviyorum. İlk kitap olan Kördüğüm’ün kapağının anlamını fark ettiğimde aşık olmuştum açıkçası. Okumayanlar için bir şey ifade etmese bile. Fakat Yüzleşme için seve seve övemeyeceğim tek kısım kapağı olabilir. Kötü mü? Hayır, değil. Ama daha güzel olabilirmiş diye düşünüyorum. Yine de kitabın içiyle alakalı bir basım ayrıntısı çokça hoşuma gitti, o kısmı spoiler olacağından söyleyemediğim için üzgünüm.

“Sevilmeye layık olmadığını düşünüyorsun ve benim de aynı şeye inanmamı bekliyorsun ama bunu yapamam. Sen farklı bir sanat eserisin Victoria. Ruhunun dikişleri eğri büğrü ve kenarları yıpranmış. Ama sen böyle yaratılmışsın ve bence bu, şimdiye dek gördüğüm en güzel şey.”

İlk sayfasından itibaren sarsın, bir günde bitirme isteği uyandıracak kadar akıcı ve merak uyandırıcı olsun ve sonunda beni şoka uğratsın kıvamında bir kitap arıyorsanız, Yüzleşme’nin -Kördüğüm’de aynı şekilde- tam sizin için olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Hatta yüzsüzlük yapıp “N’olur okuyun!” bile diyebilirim!

Yazar: Nil Meltem Nişancı