Serenad ile çıtayı yükseklere taşıyan Livaneli, daha ne yazabilir dediğimiz anda trajik bir polisiyeyi aşk ile noktalarken bize aşkı sorgulatıyor. Eğer siz de mutluluğun aşkı bulmak olduğunu sanıyorsanız Livaneli bu kitapla sizi tabularınızı yıkmaya, hayatı ve aşkı sorgulamaya davet ediyor.

20160701_112716

Hikaye, İstanbul’un Çatalca İlçesine bağlı Yalıköy’de işlenen bir cinayet ile başlıyor. Cinayeti araştırmak için köye gelen gazeteci ile sakin bir hayat için bölgeye yerleşmiş mühendis Ahmet Bey’in sohbetleri hikayenin bel kemiğini oluşturuyor. Sohbet ilerledikçe cinayetten daha çok Ahmet Bey’in ve kardeşinin hayat hikayesinin dinleyicisi oluyorsunuz.
Ahmet Bey ve ailesi küçük yaşta trafik kazası geçirirler. Bu kazada anne ve baba hayatını kaybederken Ahmet ve Mehmet adındaki iki küçük çocuk hayatta kalır. Dedeleri tarafından büyütülürler. Ahmet Bey, elektrik mühendisi; Mehmet Bey ise, inşaat mühendisi olmuştur. İşleri gereği Rusya’ya çalışmaya giderler. Ancak, bu yabancı ülkede onları trajik bir aşk hikayesi beklemektedir.

20160701_111407
Hikaye akıp giderken Ahmet Bey’in köpeği huysuzlanır, çok geçmeden bu huzursuzluğun sebebi de ortaya çıkacaktır. Öldürülen Arzu Hanım’ın kolyesi Ahmet Bey’in evinden çıkar. Bebek bakıcısı Stevlena katil zanlısı olarak tutuklanmıştır ancak kolyenin bulunması Ahmet Bey’in gerçek katili bulmasına neden olur.
Ahmet Bey’in ansızın ölümü ile ardında bıraktığı mektup, Arzu Hanım’ın katilini ortaya çıkarırken kendisiyle ilgili çok büyük bir sırrı da ortaya çıkartır.
Akıcı dili ve başarılı kurgusu ile ilk sayfalarda kendine bağlayan bu kitabı elinizden bırakmak istemeyeceksiniz. Keyifle okumanız dileğiyle…