“İnsan birini severse, ona ait ne varsa sever. Eğer varsa,

bahçelerindeki börtü böceğe kadar, her şeyini sever.” 

  Fatma Erdek, adını çok fazla övgüyle duyduğum fakat bir türlü okumaya fırsat bulamadığım bir yazardı. Çok fazla dram okumayı da sevmediğim için kitaplarını okumayı erteliyordum açıkçası. Fakat yazarın alışılmış türünün dışına çıktığını duyunca Ben O Değilim’i okumak istedim. Muhtemelen Fatma Erdek kitapları için yanlış bir başlangıç olacaktı. Ki öyle de oldu. Yazar hakkında o kadar mükemmel şeyler duymuştum ki bu kitap maalesef benim için bir hayal kırıklığıyla sonuçlandı.

Kitabın arka kapak tanıtımı şu şekilde:

“Siz hiç, birbirine tıpatıp benzeyen ikizler gördünüz mü? İşte ben onlardan biriyim… Adım, Arın Soylu.  

  Genç, yakışıklı, güçlü ve mutlu bir erkeğin hayatı, bir anda nasıl altüst olur? Kolay… Bunun için, serseri ikizinizle, akıl almaz bir oyunun içine girmeniz yeterli. Sadece üç haftalığına, başka birinin hayatını yaşamaya cesaret ederseniz, beraberinde gelecek bütün sürprizlere de hazırlıklı olmalısınız.  

  Ben de hazırlıklıydım. Ta ki onu görene kadar… Tuna’ mı… Bal rengi saçları ve güneş gibi parlayan yüzüyle, birdenbire hayatımı kökünden değiştirmişti. O benim beklediğimdi, o benim geleceğimdi. Onu elde etmeme kimse engel olamazdı. Hiçbir şey beni durduramazdı. Durduramadı da…  

  Başardım mı? Evet! Onu aşkıma inandırdım. Onu kendime âşık ettim. Peki ya sonra? Hiçbir yalan sonsuza dek sürmez, öyle değil mi? Bir gün, hiç ummadığım bir anda, yalanımla yüzleşmek zorunda kaldım. Artık ‘Ben o değilim’ desem de bir faydası yoktu. Tuna bana inanmıyordu. Ne yapacaktım şimdi? Vaz mı geçecektim hayatımın kadınından? Elbette hayır! Bedelini ödeyip, seni kazanacağım, Tuna cadısı! Her ne olursa olsun…”  

Şu cadı maskesi altındaki küçük dev melek, benim içten içe tasarladığım karımdı.

Ve yüzüme açtığı bu iz, onun bana, benim olmak için attığı ilk imzaydı.”

 Ben O Değilim 4

Bu tanıtım yazısı, kitabın hareketli kapağı, yazarın bu kitabını çok farklı bir türde yazdığını söyleyen bir sürü yorumun da üzerine ben kitabı chick-lit sanmıştım açıkçası çünkü bütün kapılar -bana göre- bu yöne doğru açılıyordu. Fakat bir kaç sayfa okur okumaz yanıldığımı anladım.  Kitabı okurken en büyük soru işaretim kitabın türü üzerine oldu.. Romantik komedi desek, pek komedi yok..  Yazarın kitabına komedi katmak gibi bir amacı var mıdır bilemiyorum ama kitabın konusu komediyi peşinde sürüklüyor zaten. Konu itibari ile komediye güzel bir zemin hazırlanmış fakat Arın’ın birkaç düşüncesi dışında beni güldüren birşey olmadı..

Romantiklik kısmına gelecek olursak? İşte o sonuna kadar vardı. Bence kitap baştan sona bir erkek ne kadar romantik ve aşık olabilir onu gösteriyordu. Aşka inancı kalmamışlar için umut aşılayıcı olabilir! Fakat tam da bu noktada biraz gerçekçiliği eksik geldi bana. Kitap Arın’ ın ağzından anlatılıyor ve bence -bir kadın okuyucu için özellikle- erkek karakterinden ağzından okumak bulunmaz bir fırsat, aşık olunası bir durum, çok aranıp az bulanan bir özellik. Bu harika durum benim nazarımda biraz eğrelti durdu. Fatma Erdek’ in mükemmel bir kaleminin olduğu su götürmez bir gerçek.  Böylesine romantikliğe çok rastlamadığımdan, Arın’ın gözünden bu kadar romantiklik bana biraz fazla geldi sanırım. Yine Arın’ın çerçevesinden fakat kahraman bakış açılı olmayan bir anlatım olmasını tercih ederdim. Bünyeme bu kadar romantikliğin fazla olduğu kanaatindeyim.. 🙂

“Seni sevmek için, senin bir bakışını, gülüşünü, sözünü, onayını bekleyen biri daha var, Tuna. Seni sevmeye hazır biri daha var.”

  Ben güçlü kadın karakterler okumayı seviyorum. Bunu her kitaptan istemenin belki bencilce ve tekdüzeliğe yol açabileceğinin de farkındayım. Fakat Ben O Değilim’ de güçlü kadın karakter olmak şöyle dursun, biraz geride kalmış bir Tuna vardı. Arın’ ın ağzından anlatılma durumu da bunu etkilemiş olabilir ama Tuna gerçekten pek iz bırakmayan bir başrol kadın karakteri olmuş. Tuna’ yı yücelten tek şey Arın’ ın ona duyduğu derin sevgi ama bu yeterli olmamış gibi geldi bana. Romantiklik kadınsallıkla daha bir ilişkilendirildiği için belki de, bu kadar kadınsal bir kaleme sahip olan kitapta Tuna’  nın arka planda kalmasına üzüldüm. Anlaşılacağı üzere çok fazla şöyle değil, böyle olsaymış dediğim yer oldu.

“Aşktan korkmuyordum. Korkum, aşkıma uzak olmak, yabancı kalmak, aşkı sadece kendi yüreğimde karşılıksız yaşamaktı.” 

  Kitabın konusu tam da keyifli bir yaz günü izlenecek romantik komedi filmi tadında aslında. Tabii araya katılması gereken bir sürü olayla beraber, harika bir film olabilir. Fakat kitap olarak gerçekten olay eksikliği olduğu kanaatindeyim.

Kitabın işlenişi haricinde bir sıkıntım olmadı sanırım. Kapağı her ne kadar bana chick-lit hissi vermiş olsa da çok sevdim. Ciltli olması ekstra güzeldi. Cilt rengini de pek beğendim. Yazarın diline söyleyebileceğim hiçbir şey yok. Gerçekten çok naif, harika bir kalem.

Fatma Erdek’le tanışmak için muhtemelen yanlış bir kitap olduğunu kabul ediyorum, tekrar belirtmeden geçemedim. Fakat aynı zamanda yazarın kalemini sevmek için güzel bir fırsat da yakalatıyor.

Diğer kitaplarından daha çok keyif alacağıma eminim!

Yazar: Nil Meltem Nişancı