Günlük hayat koşturmacası sırasında hemen hemen her konuda aceleci ve gereğinden hızlı yaşıyoruz ve hiçbir şeye hak ettiği zamanı ayıramıyoruz. Yemek yerken bile, çoğu kez sunumuna, porsiyonuna dikkat etmeden hızlıca atıştırıveriyoruz öğünlerimizi. Ben yavaş yeme konusunda da çok yol kat ettim. Şöyle diyeyim, eskiden yediğim tabağın içindekilerin sunumuna pek fazla dikkat etmezdim, ayakta, bazen televizyon karşısında, bazen bilgisayarla ilgilenirken, bazen de elimde cep telefonuyla yemek yerdim. Ama ben, basit ve mutlu bir yaşam için emek harcamaya başladıkça, yemek yeme alışkanlıklarımın bile hayatım üzerinde ne kadar etkili olduğunu keşfettim. Ve ilk iş olarak daha yavaş yemeye çalışarak işe başladım.

Yavaş yeme, sadece sağlıkla alakalı bir durum değil; yaşam tarzıyla alakalı. İlk olarak İtalya’da fast food (sağlıksız hızlı yeme) alışkanlığına karşı alternatif olarak ortaya çıkan Slow Food Movement (Yavaş yemek hareketi) benim çok ilgimi çekmişti. Her şey Roma’da açılan McDonalds ile başladı, ilk olarak 1986 yılında. Bu hareket ile daha detaylı bilgiyi, İngilizce olarak www.slowfood.com adresinden edinebilirsin. İnternette Türkçe bazı kaynaklar da var.

 

Konumuza dönersek, hızlı yeme alışkanlığı aslında bizi daha stresli bir hayata yöneltiyor. Tamam, stresi yavaş yemek yiyerek çözersiniz gibi bir iddiam yok ama en azından daha yavaş yiyerek bir taraftan artıya geçebilirsin stres karşısında. Yavaş yemek çok mu zor peki? Hayır, çok basit. Daha küçük lokmalar alıp, lokmaları daha uzun süre çiğneyeceksin, hepsi bu. Ve bu, yemeğinin süresini sadece ekstradan birkaç dakika daha uzatacak meraklanma.

 

Eğer daha yavaş yemek konusunda yeterince sebep bulamıyorsan, ben senin için derledim.

 

Yavaş yeme bahaneleri

 

  1. Kilo verirsin. İşte en gerçek ve en etkili sebep. Uzmanlara göre, yeme alışkanlıklarında yavaş yeme dışında hiçbir değişiklik yapmasan bile 1 sene içinde ortalama 8-10 kg verebilirsin. Sadece yavaş yiyerek. Hani beyin ile ona giden doyma sinyali arasındaki ilişki var ya, işte o.
  2. Yemeğin tadına varırsın. Kesinlikle imzamı atarım. Bir dilim künefeyi 5 dakikada mideye inIMG_6721 (1)dirdiğinde hiçbir şey anlamazsın ve muhtemelen de bir dilim daha yemek istersin. Oysa ki, o künefeyi yavaş yavaş, lokma lokma yersen içindeki peynirden, üstündeki şerbete kadar her bir lezzetin tadına varırsın ve muhtemelen bir dilimle doyarsın.
  3. Daha iyi hazmedersin. Lokmaları daha fazla çiğnediğin için midene daha az iş kalır.
  4. Daha az stresli olursun. Çünkü yavaş yiyerek farkındalık egzersizi yapmış sayılırsın. Yani yediğinin, içinde bulunduğun anın daha fazla farkında olursun ve sonucunda bence daha huzurlu bir insana dönüşürsün.
  5. Fast food’a karşı direnmiş olursun. Direne direne kazanırsın! Fast food, insanları daha doyumsuz, mutsuz ediyor uzun vadede. Tamam canım, hayatından tamamen çıkart demiyorum (çaktırma, ender de olsa ben de yiyorum) ama onu bile yerken yavaş yiyebilirsin, öyle değil mi?

 

Selen Baranoğlu