Bir yanı hep Afganistan’da yaşayan Khaled Hosseini’nin kitap severlere merhaba dediği kitabı “Uçurtma Avcısı” 2004 yılında raflarda yerini aldı. Uluslararası çok satanlarda uzun süre yerini korumuş, 2006 ve 2007 yıllarında üst üste Penguin/Orange Readers’s Group Ödülü’nü kazanmış bir kitap. İlk kitabın heyecanı hikayenin gerçekliğine karışıyor ve ortaya her satırında hüzünlendiğimiz bir kitap çıkıyor.

Hikayemiz 2001 yılının Aralık ayından 1975 yılına uzanıyor. Anlatıcımız hikayesini tüm çıplaklığıyla okuyucularıyla paylaşıyor. Özelinde aynı sütanne tarafından emzirilmiş, aynı evde birbirinden apayrı iki hayat yaşamış Emir ve Hasan’ın hikayesi anlatılsa da aslında Kabil’in tüm çocukları anlatılıyor.

“Ona ilk, belki de son kez, oğlunun değersiz biri olmadığını gösterecektim.

Belki o zaman bu evdeki hayalet yaşamım nihayet sona ererdi.”

Emir, zengin ve ünlü bir işadamının oğludur ve her daim babasının başarılarının gölgesinde kalmıştır. Annesini doğum sırasında kaybetmesi ve babasının beklentilerini ne kadar çabalasa da karşılayamamak çocuk yüreğinde etkisi silinemeyen izler bırakacaktır. Hasan ise, Afganistan’da pek de sevilmeyen, hor görülen bir etnik azınlık grup olan Hazaralara mensuptur. Kendisini birkaç günlükken terk eden annesinin yokluğunu ayağı aksak olan babası kapatmaya çalışır.

xwqz219138

Emir ve Hasan, hayatları arasındaki bu uçurumlara ve ortak noktalara rağmen kardeş gibi büyürler. Elbette aşılmaması gereken sınırlar da vardır. Hasan, sakin mizacıyla Emir’in arkadaşından ziyade çalışanıymışçasına ona hizmet eder. Her isteğini bir emir gibi yerine getirir. Buna dışkı yemek de dahil. Hasan’ın “Senin için her şeyi yaparım Emir Ağa” sözleri asla boşuna değildir. Çocukluk dönemleri Kabil’de monarşinin son yıllarına denk gelen bu iki çocuk silahların gölgesinde onları bekleyen sancılı günlerden habersiz Afganistan’daki son güzel yıllarını yaşarlar.

“Baba yeniden evlenen ama ölmüş karısını bir türlü unutamayan bir dul gibiydi.”

Babasının tüm çabalarına rağmen Emir, herhangi bir şeyde başarı gösteremez. O’nun varı yoğu şair olan annesi gibi kitaplarıdır. Yazdığı yazılar on iki yaşındaki bir çocuğa göre şaheser olsalar da babası için saçmalıktan ibarettir. Kış ağlarında Kabil’de gerçekleşen uçurtma yarışları Emir’in babasının övgüsünü alması için çok önemlidir. Bu sene birincilik onun olmalıdır. En büyük destekçisi de elbette Hasan’dır.

xwqz347061

Basit bir uçurtma yarışmasına bu derece büyük bir anlam yüklenince elbette ödenmesi gereken bedeller de büyük olur. Hasan’ın bembeyaz karların üzerine damlayan kanı oluk oluk Emir’in ellerine bulaşır. Esas hikaye de burada başlar zaten. Vicdanını susturmak için olmayacak şeyler yapan Emir, Hasan’ın evden ayrılmasına sebep olur. Sonrasında savaşın ayak seslerini daha yüksek sesle duymalarıyla Emir ve babası da yollara düşerler.

“Kabil’e dönmek, eski, unutulmuş bir dosta rastlayıp talihinin yaver gitmediğini,

sahip olduğu her şeyi yitirdiğini görmekten farksızdı.”

Yazarın kullandığı naif dili ve yaşanan acılı olayları metaforlar ile anlatıp yine aynı etkiyi yaratması takdire şayandı. Verdiği çok çok az detayla yine de bize yaşanan olayları hissettirerek yüreklerimize dokunuyor. Dostluk, ihanet ve sadakat kavramlarını sorgulatarak baba-oğul ilişkisini ve bu ilişkinin etkilerini bize kendine has uslubuyla anlatıyor. Pekçoğumuzun televizyonlardan izleyip elbette seyirci kaldığı Taliban ve Afganistan gerçeği tüm çıplaklığıyla anlatılıyor kitapta.