Şehremini, Osmanlı Devleti zamanında, belediye işlevlerini gören, Şehremaneti İdaresi’nin başındaki kişiye verilen isimdir. Bunun yanı sıra, İstanbul’ un en eski semtlerinden birisidir, Şehremini.

Topkapı’ dan Fındıkzade’ ye giden cadde boyunca (Millet cad.) Çapa’ dan önce gelen  küçük semt. Küçük dediğime bakmayın içinde dünyaları barındırıyor.

Seyran pastanesinin köşesinden içeri doğru girdiğinizde uzunca bir yürüyüş yolu bulunmaktadır. Büyük Şehremini parkı ya da diğer adıyla havuzlu park, Küçük Şehremini parkı (çocukluğumuzun vazgeçilmezi idi.) birbirinden farklı envayi çeşit dükkanlar, marketler, esnaf lokantaları ve çok daha fazlası.
Sevgili Eray Emre Evren, ”Şurdan bi’ Şehremini Alır mısın?” isimli ilk kitabında bu kendi küçük, insanı büyük semtin hikayesini kaleme almış.
sehremini1
Kitap, semtin komşuluk hikayesi ile başlıyor. Şehremini halkında komşuluk önemlidir. Hele bir de ev sahibi ile aynı apartmanda oturuyorsanız, merakına yenik düşüp sürekli kapınızı çalabilir. Ev sahibiniz yaşlı bir teyze ise; kızsanız bile onun sevimliliği sayesinde bir şey diyemezsiniz.
Mahallenin simgelerinden biri olan ağır abiler de unutulmamış. Semtin kızlarından birini kestiniz, yan gözle baktınız. Alimallah abisi varsa; yandınız demektir. Öyle ağır abiler vardır ki yabancıyı gözünden tanır.
Şehremini’nin vazgeçilmezlerinden biri de Asım Usta’dır. Semtin çok eski esnaflarından birisidir. Oğullarıyla beraber işlettiği dükkanında Karadeniz Pidesi’ni yemeye doyamazsınız. Öyle güzel çeşit çeşit pideler, pizzalar, güveçler çıkarır ki tadı damağınızda kalır. Hele salı günleri, pazar kurulduğunda anneler, çocuklarının yemesi için bir tane sardırır, çocuğundan önce kendisi yerdi. Yolunuz düşerse denemeyi unutmayın.
Tabi ki; bütün esnafı birbirinden özel ve değerlidir bizler için. Şehremini’de büyüyen insanlar bunu çok iyi bilirler.
Yürüyüş yolunu, Taksim İstiklal Caddesine benzetebilirsiniz. Arnavut taşları, sağlı sollu mağazalar, lokantalar… bitmeyen dostluklar, karşınıza aniden çıkabilecek uzun zamandır görmediğiniz insanlar.
Şehremini de yaşayıp büyüdüyseniz, semti terk etmek zorunda kalsanız bile, her daim bir ayağınız orada olacaktır. Çünkü, bağlılık vardır kalbinizde bu güzel semte karşı. Evleri, tarihi ve eski yapılar olup, sokakları dar olduğu için otopark sorunu yaşasanız bile bambaşkadır burası. Yaşamayan bilemez.
sehremini2
 Ve bir gün yolunuz Şehremini’ ye düştüğünde;
Özen Lokantasında kelle paça içebilir,
Asım Usta’da pide yiyebilir,
Havuzlu Park’ta oturup insanları gözlemleyebilirsiniz,
Salih amcanın enfes pasta ve kurabiyelerinden evinize paket yaptırabilirsiniz.
Bir de unutmadan Şehremini girişinde sol tarafta Vera Profiterol’ün enfes profiterolünü denemeyi sakın unutmayın.
Tarihi Su Terazisini (Dikilitaş) görebilir, camileri gezebilirsiniz. Mevlana kapı üzerinden Surları ziyaret edebilirsiniz.
Şehremini Lisesi ve Çapa Anadolu Öğretmen Lisesi semtin önemli iki okullarındandır. Çapa Tıp Fakültesi de yine bu semtte yer almaktadır.
Siz de bu küçük semtin hikayesini merak ediyorsanız; Minval Yayınları’ndan çıkan ”Şurdan bi’ Şehremini Alır Mısın?”  kitabını mutlaka okumalısınız.
Esra Sal