“Uzakta bir nokta benek oldu, benek damla oldu,

damla şekil oldu ve şekil pijamalı çocuk oldu”

Bazı filmler mıh gibi kazınır beyninizin bir köşesine. Tam da o noktada bir yerdeyim. Çizgili Pijamalı Çocuk’tayım.
Dokuz yaşında hayattaki en büyük mutluluğu tırabzanlardan kaymak olan Bruno adında bir çocuk. Bir diğeri de Shmuel. Hayatı tel örgülerle örülü Shmuel.

Bruno, hayatı sadece oyun oynamaktan ibaret olan dokuz yaşında bir çocuk. Nazi subayı babası ve ailesiyle birlikte Berlin’den taşınıp hiç bilmedikleri ve etrafında ev olmayan bir yere giderler. Bu evin yakınında sadece tel örgülerle çevrili kapalı bir alan vardır. Ve içinde onlarca çizgili pijamalı adam ve çocuk vardır.

“Eğer görevi, evimizden taşınıp hayat boyu en iyi üç arkadaşımdan ve kayma tırabzanlarımdan uzaklaşmam anlamına geliyorsa babam, görevi hakkında bir kez daha düşünmeli, öyle değil mi?”

xwqz653849

Bruno, tel örgülerle örülü yeri merak eder ve evden gizlice kaçıp oraya gider. Orada Schmuel adında bir çocukla karşılaşır. Onların çocuksu karşılaşması hayatlarını çok farklı bir yere sürükler.

“Çizgili pijamalı hiç kimseyi bir kez bile yemeğe davet etmemişlerdi. İşte bunu anlamıyordu.”

İrlandalı yazar John Boyne’nin 2007 yılında kaleme aldığı bir kitaptan uyarlama Çizgili Pijamalı Çocuk. 2008 yılında da filmi çekilmiş. Kitaptan haberim olmadan ilk filmini izlemiştim. Daha sonra #hemokudumhemizledim adlı bir instagram sayfası sayesinde kitabının da olduğunu keşfettim ve hemen kitabını da edinip okudum. Çocuk kitabı tadında ama büyüklerin ders çıkarması gereken bir kitaptı bence.

Kitapseverlerin pek hoşuna gitmeyen uyarlama filmler benim her zaman ilgimi çekmiştir. Çünkü bir kitabın ete kemiğe bürünmüş hali kitaba daha farklı bakmamı sağlıyor. O nedenledir ki filmine hiç önyargılı yaklaşmadım. Böyle düşünmemi sağlayan belki de filmini önceden izlemiş olmam olabilir.

Jpeg

Filmden sonra kitabı okurken sahnelerin gözümde canlanması kitaptan daha fazla etkilenmemi sağladı. Özellikle İkinci Dünya Savaşı zamanında Yahudi toplama kamplarında yaşananlara şahit oldukça duygularınız yerle bir oluyor.

Kitabın son sayfaları, filmin de son sahneleri çok ağlattı. Hiç ummadığınız şekilde biterken, savaşın çirkin yüzünü (güzel bir yüzü olduğu zaten söylenemez) iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Okuyun… İzleyin… Eminim siz de etkisinden uzun bir süre çıkamayacaksınız.

“Çocukluk aklın karanlık vakti gelmeden önceki sesler, kokular ve görüntülerden ibaretti.”

Sevil Yücel Çaylak