İdealist bir öğretmenin öğrencileri için verdiği savaşı ve nelerden vazgeçebileceğini anlatıyor, Freedom Writers / Özgürlük Yazarları. Erin Gruwell isimli öğretmenin gerçek hayat hikayesinden uyarlama filmde Erin karakterini Oscar’lı oyuncu Hilary Swank canlandırıyor.

big_4206

Erin oldukça iyi eğitim almış, önünde güzel iş fırsatları olan genç bir kadındır. Ancak o plazalarda yoğun iş toplantılarında zamanını ve enerjisini kaybetmek istemez. Onun istediği topluma artı değer katabilmektir. Öğretmenlik yapmak istediği için babasıyla sık sık zıt düşmektedir. Bu zor günlerde ise en büyük destekçisi eşi Scott’tır. İlk görev yeri farklı milletlerden göçmenlerin yaşadığı oldukça varoş sayılabilecek bölgedeki Wilson Lisesi’dir.

“Sonunda ne yapmam gerektiğini fark ettim ve yaptığım şeyi seviyorum. Bu çocukların hayatlarına anlam katmalarına yardım ederken benim hayatımın da bir anlamı oluyor. Bunu kaç kişi başarır? Beni sevsen bana bunu sorar mıydın?”

Amerikan Hükümeti farklı milletlerden göçmenleri “Kaynaştırma Politikası” adı altında aynı bölgede yaşatarak çocuklarını aynı okulun aynı sıfında toplar. Çete ve Getto yapılanmasının oldukça güçlü olduğu bölgede öğretmenler de bir şeyleri değiştirmekten çok yorulmuşlardır. Sadece başarılı öğrencilerle ilgilenip sisteme isyan eden öğrencileri “umutsuz vaka” olarak görmektedirler.

tmp513118654716444674

Erin birbirleriyle her an kavga içerisinde olan tek amaçları günü ‘ölmeden’ geçirmek olan bu gençlerle iletişim kurmakta çok zorlanır. Öğrencileri onu fazla idealist olmakla suçlar. Bir gün Afrika-Amerikan bir öğrenciyle dalga geçilen karikatürün sınıfta elden ele dolaşması birbirlerini anlamak için ilk adım olacaktır. Denediği tüm klasik yöntemleri başarısızlıkla sonuçlanan Erin, gettoların savaşında kaybolan bu gençlere başka bir gettodan örnek verir. Bu örnek, 2. Dünya Savaşı’nın ve Yahudi Soykırımı’nın sembol ismi “Anne Frank”tir. Anne Frank’in günlüğü tüm sınıfı derinden etkiler. Hem birbirleriyle hem de Erin ile anlaşmanın yolunu bulurlar.

“Ben yapmam gerekeni yaptım çünkü doğrusu buydu. Hepsi bu. Hepimiz sıradan insanlarız. Ama sıradan bir sekreter, ev hanımı ya da genç… kendi sınırlı imkanıyla karanlık bir odada ufak bir ışık yakabilir. Asıl kahraman olan sizlersiniz. Her gün kahramanlık yapıyorsunuz.”

Erin, öğrencilerinin yaşadıkları kötü koşulları iyileştirmek ve onlara hayatı öğretmek için daha çok kitap okumalarını sağlamak, şehri gezdirmek ister. Ancak, okulun deneyimli öğretmenleri onun önüne engeller çıkartır. Kitaplara zarar verileceği gerekçesiyle saklanan kitaplar, izin verilmeyen okul geziler.. Erin’in önünde sürekli bürokratik engeller vardır. Önündeki tüm bürokratik aşamaları es geçerek hükümet yetkilileriyle görüşür ve gerekli izinleri, maddi desteği sağlar. Ama tüm bunlar Erin için yetersizdir. Okul dışında birden fazla işte çalışmaya başlar. Bu yoğun tempo hayatını altüst etse de çocukları için asla vazgeçmez.

freedomwriters012

Yaşlarından çok daha büyük sorunları olan bu gençlerin kapalı bir kutudur. Tesadüf eseri işlenen bir cinayete tanık olan öğrencisi Erin’i bu konuda da bir şeyler yapmaya sevk eder. Sorunlarını öğrenirse onlara yardım edebilir. Bu sorunu konuşarak çözemeyeceğini anlayınca da hepsine defterler dağıtır ve dolabının kapağını açık bırakır. “Eğer okumamı istiyorsanız buraya bırakın!” der. Birkaç gün boş kalan dolabı açan Erin yaşadığına inanamaz. Dolap defterle doludur. Her biri kendi tarzında anlatmıştır yaşananları. Erin’in okudukları oldukça yabancısı olduğu bir dünyaya aittir. Ancak çözüm de beraberinde gelecektir.

Getto ve Çete kavgalarından Yahudi Soykırımı’na uzanan, insana ilham veren bir film, Freedom Writers. Hiçbir insanın “umutsuz” olmadığını vurgular bize. Hayallerimize ulaşmak için yapılması gerekenler, gidilmesi gereken yollar hiç bitmez. Kendini gerçekleştirmenin verdiği iç huzur ise tüm yorgunluklara bedeldir.