Çoğu zaman farkında bile olmadan, otomatiğe bağlamış bir şekilde yaşıyoruz önümüze konanları, yaşam diye. Yani yaptığımız birçok şeyi, neden yaptığımızı, niçin yaptığımızı unutuyoruz. Annelik desen öyle, evlilik desen aynı, ilişkilerimiz, iş yaşamındaki düzenimiz, arkadaşlarımızla yaptıklarımız ve daha bir sürü şey çoğunlukla alışılagelmiş düzenimizle yürüyor. Her şey karmakarışık ve zor geliyor.

Kişisel olarak ben de bir sürü değişik evreden geçtim şu zamana kadar. Değiştim, hem de çok. Halen de değişiyorum. Bu bana özgü bir şey değil, her şey değişiyor her saniye. Çevrende gördüğün her bir şey değişmekte. Sen de değişiyorsun. Her an yeni seçimler yapıyorsun ve onların sonuçlarını yaşıyorsun. O zaman, sonuçları şekillendirmek senin elindeyse neden kendini mutsuz edesin ki?

agustos yazı 2

Hayatın özünde gerçekten basit olduğuna inanıyorum. Öyle çok bilinmeyenli, karmaşık denklemler yaratan bizleriz aslında. Ben kendi hayatımı nasıl zorlaştırdığımı fark ettikten sonra basit bir yaşam için emek harcamaya başladım. Öyle bir seferde olmadı. Hala da her şey bitti, oldu diyemem. Ama hayat felsefem hayatı özüne uygun yaşamak oldu. Ve bunun sonucunda da daha mutlu olduğumu keşfettim. Bu yüzden “basit ve mutlu yaşam” ortaya çıktı.

Ben neyi kastediyorum basit ve mutlu yaşamdan biliyor musun? Öyle felsefi bir yaşam tarzı değil, her gün uygulanacak ufak tefek şeylerle hayatında büyük farklar yaratmandan bahsediyorum özünde.

Sen de hayatında küçük şeyleri değiştirerek çok daha verimli, üretken ve mutlu yaşayabilirsin. Elbette ki, emek harcamadan olmaz. Meraklanma, sen istedikten sonra, hayat gerçekten çok basit. Göreceksin.

Peki değiştirebileceğin küçük şeyler neler? Bu, kişiye göre değişse de hayatını zorlaştıran her şeyde değişiklik yapabilirsin. Mesela, çocukların salonda oynadıktan sonra etraf dağılıyor ve sen de sürekli bir elinde elektrik süpürgesiyle ötekinde çocukların oyuncaklarıyla mı geziyorsun? Tamam, eğer bunu sorun etmiyorsan, değiştirme. Ama bu durumdan sürekli şikayet ediyorsan, bir şeyleri değiştirmelisin kendinle ilgili. Çocuklara salonda oynanamamalarını söylemek değil kastettiğim. Mesela, evin bir müddet dağınık kalacağı gerçeğiyle barışmayı deneyebilirsin. Çocuklarının özgürce oynamaları için buna değer. Ya da salonuna küçük bir oyuncak sepeti koyup, çocuklarından oyunları bittikten sonra oyuncaklarını sepete yerleştirmesini isteyebilirsin.

Bir şeyi istemediğinde yapmama lüksünü kendine verebilirsin. Ya da bu salonu toparlama işini çocuklarınla beraber yapabilir, bunu eğlenceli bir oyuna çevirebilirsin. Bunlar benim düşündüğüm, şimdi aklıma gelen çözümler. Senin de çok farklı seçeneklerin olabilir. İstedikten sonra, hayatını zorlaştıran detaylarda değişiklik yapmak gerçekten kolay.

Asıl zor olan, bunu geçekten istiyor musun, sorusuna dürüstçe cevap verebilmek.

Selen Baranoğlu