“Savaşları, eylemler kazanır. Yaraları, eylemler iyileştirir. Sözler değil. Sözler ucuzdur.”

Karmakarışık, Emma Chase’in dört kitaplık serisinin ilk kitabı. Bu kitap henüz Türkçe’ye çevrilmeden önce de çevrildikten sonra da çokça konuşulmuş ve inanılmaz güzel olduğuna dair övgülerini okuduğum bir kitaptı. Bu yüzden maalesef ben de her okurun sıkça düşebileceği, yorumların etkisiyle beklenti yükseltme hatasına düştüm. Kitap çok mu kötü? Kesinlikle hayır. Türün sevenleri için kesinlikle okunması gereken inanılmaz güzel bir kitap mı? Bence buna da bir kesinlikle hayır!

k4

Ephesus Yayınları, kitabı 2015’te çıkarttı ve o zamandan beri de aklımın bir köşesinde hep alınacaklar listesindeydi. Fakat dört kitaplık bir seri olduğundan diğer kitapların da çıkmasını ve hepsini toplu bir şekilde almayı kararlaştırmıştım. Ne var ki D&R mağazalarındaki 9.90’lık indirime dahil olduğunu görünce kitabı almadan duramadım. Hemen okumayı da düşünmüyordum aslında ama gece yarısı halihazırda okuduğum kitabın beni çok açmaması yüzünden Karmakarışık’a başladım. Benden size minicik bir not olsun: Zevklerine %100 güvendiğiniz, zevklerinizin birebir aynı olduğu biri önermedikçe bir seriyi en azından ilk kitabını okumadan hepsini alma hatasına düşmeyin. Düşününce niye böyle bir şey yapayım ki zaten diyebilirsiniz ama gerçekten yapılıyor. 😀

Kitabın arka kapak girişi “Zengin, yakışıklı ve kendini beğenmiş Drew Evans ile güzel, zeki ve hırslı Katherine Brooks buluştuğunda işlerin karmakarışık hale gelmesi şaşılacak bir şey değildir.” şeklinde başlıyor ve bu cümleyi okuduğunuzda aklınızda beliren klasik kurgunun çok da dışına çıkılmış değil.

Kitabın muhtemelen en güzel ve beni en başta daha çok çeken tarafı erkeğin ağzından anlatılıyor olması. Drew Evans karakteri arka kapakta yazan üç sıfatla yeterince tanımlanabiliyor. Belki bir virgül daha koyup komik olmasını da ekleyebiliriz ama bu benim nazarımda size kahkahalar attıracak kadar da bir komiklik değil. Kadınlar ne söyler, erkekler ne anlar tarzında bir iç sesi var. Evet, bu kısımlar gerçekten güzeldi ama dediğim gibi kahkahalar attıran bir yanı yoktu.

k3

Kitap Drew’in ağzından anlatılmış ama kitaplarda genelde gördüğümüz bir kahraman bakış açısı söz konusu değil. Yazar tamamen bir sohbet havasına gitmiş. Yani Drew, birebir okuyucuyla konuşuyor. Başlarda bu farklılık hoşuma gitmişti açıkçası ama ilerledikçe böyle olmasa daha mı iyi olurdu acaba diye düşünmeme yol açtı. Ayrıca hikaye erkeğin ağzından anlatılıyor olmasına karşın yazarın bir kadın olduğunu hissetmemek isterdim. Yazarın zaten kadın olduğunu bilerek okuyorsunuz ve Drew karakteri fazlasıyla erkeksi ama bunu bir kadın yazar yazmış hissini kitaptan bir şekilde almış olmak beni istemsizce rahatsız etti. Fakat bu iç ses için söyleyebileceğim en iyi şey Drew’in olayları size daha iyi anlatabilmek için yaptığı benzetmeler. Karakterin, yazarın, kitabın hangisi olursa olsun en sevdiğim özelliği buydu. Yine de Drew Evans karakteri zihnimde yer edinecek bir karakter miydi? Maalesef hayır.

“Flaş haber, bayanlar. Düşüncelerinizi okumak gibi bir yeteneğimiz yok. Ve açık konuşmak gerekirse, böyle bir şey istediğimi de sanmıyorum. Kadınların aklı korkutucu bir yer.”

Katherine Brooks karakterine gelecek olursak “güzel, zeki ve hırslı” tanımının arka kapakta yapıldığı düşünüldüğünde dördüncü bir sıfat gelmiyor açıkçası aklıma. Hatta ikinci kitap Darmadağınık’ın Katherine’in ağzından anlatıldığını okuyunca gerçekten üzüldüm.

Kapağa geçecek olursak, kitabın içeriğiyle tamamen uyumlu demek yeterli olacaktır. Belki dışarıda rahatça okuyabileceğiniz bir kitap kapağı olmayabilir ama ciltli olması da bu sorunu çözüyor zaten. 🙂

Çeviriye gelecek olursak, yer yer kelime hataları bulunsa da kitabın sade dilini ve akıcılığını bozan hiçbir şey yoktu. Ayrıca çevirmen kitapta geçen birçok film dahil kelimeleri sayfanın altında açıklamaktan çekinmemiş. Ki bundan kaçınan çevirmenlerden fazlasıyla yakınan biri olarak elli tane kelime, film adı ya da gönderme yapılan her neyse onun açıklamasını görmek inanılmaz hoşuma gitti. Her çevirmenin böyle olması dileğiyle. 😀

k2

İkinci kitabın Kate’in ağzından anlatıldığını söylemiştim, üçüncü kitapta ise Kate’in arkadaşı Dee Dee ve Drew’in arkadaşı Matthew’ın hikayesi anlatılıyormuş ve yine erkek karakterin -Matthew- ağzındanmış.

Peki, ben diğer kitapları alır mıyım? Kitap fuarlarında gözü dönmüş bir şekilde kitap alabilen bir yapıya sahibim. Yine öyle bir anıma denk gelirse evet, alabilirim. Fakat onun haricinde ikinci kitabı ya da diğerlerini alayım gibi bir isteğim yok. Ki ilk kitabın sonu gayet yerinde bittiğinden ikincisini okumayarak bir şey kaybetmiş olacağımı da düşünmüyorum. Ayrıca seri olan kitapların sonları niye heyecanlı bitirilmez anlamış değilim! 😀

Gününüzü dolu geçirmiş olmak için ve hazır indirim varken alınabilecek bir kitap belki ama “Vay be!” dedirtecek bir kitap olduğunu kesinlikle sanmıyorum. Kitabı bitirmiş olmama rağmen hala ne olduğunu tam kestiremediğim bir eksiklik söz konusuydu bence. Hani bir yemeğin içindeki tüm malzemeleri sayarsınız ama eksik olan ve istediğiniz tadı almanızı engelleyen malzeme bir türlü aklınıza gelmez ya, işte tamamen öyle bir eksiklik söz konusu kitapta. Ayrıca yukarıda bahsettiğim Drew’in benzetmelerine yetersiz de olsa bir örnek oldu sanırım bu yazdığım. 😀

Çokça beğenerek okuduğum ve bayıla bayıla yorumunu yazdığım bir kitap yorumunda görüşmek dileğiyle!