İlk kitabı Trendeki Kız ile bestseller listelerindeki yerini uzun süre koruyan Paula Hawkins, ikinci kitabı Karanlık Sular ile geçtiğimiz aylarda Türkiye’deki okurlarıyla buluştu. Ciltli kapak tasarımını tamamlayan şeffaf koruyucusu ile raflarda gördüğünüzde kayıtsız kalamayacağınız kadar etkili bir kapak tasarımına sahip, Karanlık Sular. “Başa Bela Olan Herkese…” diyerek karşılıyor okurlarını Paula Hawkins. Bu yazıyı okuduğunuzda eminim hepinizin gözünde bir şimşek çakacaktır. Zaten hangimiz uslu durabildik ki…

“Beckford bir intihar noktası değildir.

Beckford, sorun çıkaran kadınlardan kurtulma yeridir.”

Nel Abbott, ölümünden birkaç gün öncesinde oldum olası iyi bir ilişki kuramadığı kız kardeşi Jules’tan (Julia değil, Jules!) yardım ister. Ancak bu yardımın karşılıksız kalması pekçok soru işaretini birlikte getirecektir. Jules, artık hem kötü anılarıyla ve korkularıyla yüzleşmek, hem yalnız kalan yeğeni Lena ile ilgilenmek, hem de Nel’in ardında bıraktığı karmaşık problemleri çözmek zorunda kalır. Ancak bir sorun vardır. Nel, diğer kadınlar gibi ölüm göletinde ölmüştür ve Jules, göletten çok korkmaktadır. xwqz520240

Nel, uzun süredir yaşadıkları kasabadaki ölüm göleti diye adlandırılan göletin kocaları tarafından zulme uğrayan kadınların son ziyaret noktası olduğunu iddia eder. Efsaneye göre gölet tüm başa bela olan kadınları bir gün ölüm göleti çağırmıştır. Bir gün kendisi de ölüm göletinde son kez yüzecektir. Pekçok kişi Nel’in ölümünün bir intihar olduğunu iddia etse de Jules onun intihar edeceğine asla inanmaz.

“Evebeynlerin çocuklarını tanıdıklarına, çocuklarını anladıklarına inanmalarının ne tuhaf olduğunu düşündüm. On sekiz ya da on beş ya da on iki yaşında olmak nasıl bir şeydi, hatırlamıyorlar mı? Belki de çocuk sahibi olunca çocuk olmayı unutuyorlardır.”

Kitap dört bölümden oluşmakta. İlk bölüm çok sayıdaki karakterlerin tanıtılması sebebiyle devamına kıyasla okurken zorlayıcı olabiliyor. Okurken karakterler için bir soyağacı çıkartmak veya minik notlar almak faydalı olabilir. İkinci bölümle birlikte karakterleri tanıyıp olaya da dahil olduğunuz için kendinizi bir Hannibal Leckter veya Amerikan Korku-Gerilim Sineması’ndan herhangi bir filmde bulmanız kaçınılmaz. Okurken biraz hayal gücüyle zihninizde kendi Hollywood filminizi çekiyorsunuz. Tam da bu sebeple pek yakında filmi çekilir diye düşünüyorum.

xwqz282975

Basit ve sadece anlatım diline zaman zaman çeviri ve editöryal kaynaklı hatalar gölge düşürse de tam da bu sıcaklarda soğuk kahvenize eşlik edecek sürükleyici kitaplardan. Merak ögesi sayfalar ilerledikçe kitaba daha da çok bağlanmanızı sağlıyor. Uyku gözünüzden aksa da “ee şimdi ne olacak, haydi bir bölüm daha okuyayım!” dedirtecek çok sayıda bölüm finallerine sahip.

“Seni anlamıyorum. Her zaman kadını suçlamayı terch eden senin gibi kadınları anlamıyorum.

İki insan yanlış bir şey yapıyorsa ve bunlardan biri kadınsa, yanlış hemen kadına yüklenir, değil mi?”

Her kitap temelde insan hayatının trajedisini ele alsa da polisiye ve gerilim türleri bu konuda farklı bir öneme sahip diye düşünüyorum. Birçok polisiye yazarı da “Neden polisiye?” sorusuna bu minvalde cevaplar vermiştir. Her okuyucunun bu türleri okuma gerekçeleri birbirinden farklı olsa da benim amacım her zaman insanın sıradan hayatının karmaşık trajedisi olmuştur. Karanlık Sular, bu konuda aslında hep bildiğim gerçeklerle tekrar yüzleşmemi sağladı. Kadınların başa bela olmamak adına boylarını aşan fedakarlıklara kalkışmasını okumak, üstelik bunun kendi coğrafyamıza has bir durum olmadığını görmek etkileyiciydi.

“Bu aralar biraz gerilim okumak istiyorum ya da tatile giderken rahat okuyabileceğim bir kitap olsun” diyorsanız Karanlık Sular güneş sütünüzün yanında uslu uslu bavulunuzda duracaktır. Ta ki siz kapağını açana kadar. Her daim başa bela olmanız dileğiyle 🙂