Kitabı, ilk çıktığında gördüğümden beri çok merak ediyor okumayı çok istiyordum. Kahvekadinkitap ’ın sevgili İdil’i @beautifulmesss’in  yeni yıl sürprizi sayesinde de nihayetinde okuyabildim.  Ve çok da keyif aldım. Okuması, öğrenmesi, hatırlaması öyle keyifli yaşam öyküleri ile dolu ki.

Çoğunluğu bildiğim kadınlar olmakla birlikte, bilmediğim birçoklarının daha olduğunu gördüm. Kitabı en çok sevdiren nokta da bu oldu. Ada Byron, Nellie Bly, Lottie Dod, Alice Guy, Clara Campoamor, Ángela Ruiz Robles, Irena Sendler, Nancy Weake, Rosa Parks, Hedy Lamarr, Jane Goodall benim için yeni ve ilham veren isimler oldu.

Aynı şekilde, bildiğim kadınların bilmediğim pek çok özelliğini daha öğrendim. Marie Curie  meğer Polonyalı’ymış, Audrey Hepburn ise Belçikalı.. Ve çok zayıf olmasının asıl nedeni 🙁 ile 2. Dünya Savaşı’nda yaşadıkları, Susan Sontag ile Annie Leibovitz’in ilişkisi gibi..

Bu bağlamda hem bildiklerim, hem bilmediklerim üzerinde yazan yaşamlarının -Simone de Beauvoir ile Jean-Paul Sartre’in aşkı gibi- yanısıra yazıya dahil olmayan ayrıntılarını da çokça merak ettiklerim hakkında daha fazla öğrenmek adına birçoğunun anısına çevrilmiş filmler olup olmadığını da araştırmadım değil 🙂 Hepsini şimdiden, izlenecekler listeme ekledim bile 😉 Aşağıda sizinle de paylaşıyorum bu filmleri 🙂

Kitabı okurken bazı bildiğim ama çoğunlukla bilmediğim bazı detayları okurken; kitabın yazım tarzının içtenliği ve doğallığı ile gözlerimin dolduğu anlar da oldu.. Gerçekten, güçlü kadınların çok güçlü anlarını okumak inanılmaz duygulandırdı ve hemcinsleri olmanın gururunu yaşattı. Helal olsun size kadınlar. İyi ki vardınız. Hep olacaksınız. Keşke size layık olabilecek kadar savaşçı olabilsek bizler de!

Özetle, her yaştan kadının bence mutlaka okuması gereken, onların unutulmaması adına, bir kez daha isimlerinin  onurlandırılması adına vakit ayrılması gereken ilham kaynağı bir kitap.

 

Hüzünlendiren cümleler:

İskenderiyeli Hypatia.. “….. bir gün, dersten çıkıp evine dönerken bilimsel düşüncelerini, inançlarına tehdit olarak gören bir grup Hıristiyan tarafından katledildi. Hypatia işte bu şekilde bir ‘bilim şehidi’ oldu. yazıları günümüze ulaşmamış olsa da 🙁 cesareti ve bilgiye duyduğu açlığı hepimiz için örnek olmaya devam ediyor.

[s. 15]

Ada Byron.. “Ada’nın dönemine göre ne kadar ileride olduğunu göstermek adına, ABD Savunma Bakanlığı 1980 yılında Ada adında özel bir programlama dili yarattı. Ayrıca her Ekim ayının 15’inde, teknoloji dünyasında çok özel bir gün olan ve mühendislik alanındaki kadınların başarılarına saygı sunulan Ada Lovelace günü kutlanıyor.”

[s. 23]

Marie Curie.. “….. Curie’nin notları ve yazdığı bir yemek kitabı bile radyasyona maruz kalmıştı. Bugün hâlâ Curie’nin o eşyalarına dokunulamıyor; sanki bir peri masalından fırlamış, lanetlenmiş objeler gibiler.”

[s. 31]

Virginia Woolf.. “Mottosu: ‘Birinin hissettiklerini asla söylememesi devasa bir acıdır.”

[s. 40]

Frida Kahlo.. “47 yaşındayken Frida, bu dünyayı terk etmeye hazırdı. Dünyanın ona sunabileceği her şeyi zaten gördüğünü ve yaşadığını düşünüyordu. ….. Ömrünü hastalık ve sorunlarla baş ederek geçirmiş olmasına rağmen, hayatının her ânını dolu dolu ve gönlüne göre yaşamayı bilmiştir.” [s. 67]

Simone Beauvoir.. “Simone’un etkisi o kadar büyüktü ki, öldüğünde ölüm haberini Fransız gazeteleri şöyle yazdı: ‘Kadın, her şeyi ona borçlusun!’”

[s. 71]

Rosa Parks.. “Rosa’nın küçük isyanı, ….., sonunda ırksal ayrımcılık yasalarını bitirecek devasa bir isyana dönüşerek insan hakları gösterilerinin kıvılcımı oldu. ….. Dearborn’daki Henry Ford Müzesi’ne giderseniz, Rosa’nın kalkmak istemediği koltuğu ve otobüsü bulabilirsiniz. ….. Bu kadar basit bir hareketin bizi özgürlük ve eşitliğe biraz daha yaklaştıran ve dünyayı daha güzel bir yer hâline getiren koca bir karmaşaya neden olabileceğini kim bilebilirdi ki.”

[s. 83]

 

İlgili filmler:

Simone de Beauvoir ile Jean-Paul Sartre’in aşkını konu alan ‘Les Amants Du Flore’ adlı, 2006 yapımı bir film varmış meğersem 🙂

Irena Sendler’ın hayatını işleyen yine 2009 tarihli televizyon filmi ‘The Courageous Heart of Irena Sendler’ imiş, hemi de savaşçımızı Anna Paquin canlandırıyormuş. O da buradan 😉

https://filmflox.com/the-courageous-heart-of-irena-sendler

Nellie Bly’ın araştırmacı gazeteciliğini konu alan 2015 yapımı ‘10 Days in a Madhouse’ çekilmiş. Onun için de buraya 🙂

https://www.fullhdfilmizlesene.org/dram-filmleri-izle/timarhanede-10-gun-10-days-in-a-madhouse/

Marie Curie’yi konu alan 2016 yapımı ‘Marie Curie: The Courage of Knowledge’ı ise buradan izleyebiliyoruz 😉

Marie Curie Full izle – Türkçe Altyazılı 2016 Filmi

Rose Park’ın hikayesi adına da The Rosa Parks Story (2002) çekilmiş. Hem de kendisini Angela Bassett oynamış ve imdb puanı 7.4.

Hedy Lamarr hakkında ile daha gösterime girmemiş bir belgesel mevcutmuş: Bombshell: The Hedy Lamarr Story (2017).

Aynı şekilde Jane Goodall için de pek çok geçmiş tarihlinin yanı sıra bir de yepyeni 2017 tarihli ‘Jane’ ismini taşıyan bir belgesel çekilmiş.

 

Meraklısına: O zaman hepsine 2009 tarihli o muhteşem Marie Carey şarkısı ‘Hero’ gelsin… içindeki kahramanı gerçekten yaşatan tüm kadınlara..

Meraklısına 2: İskenderiyeli Hypatia’yı konu alan film, meğer 2009 yapımı Agora imiş. O zaman orada da ona hayran kalmıştım. Meğer ismi silinmiş, utanarak aklımdan.

Meraklısına 3: Malala’nın öyküsünün başlangıcı olan BBC’nin internet sitesinde yayınlanan günlük şeklindeki blog yazılarını okumak isterseniz de ilgili adres: http://www.tanqeed.org/2012/11/reading-malalas-diary/