“Bazen insana hiçbir şey hatırlamak kadar acı veremez, özellikle de mutluluğu hatırlamak kadar. Unutamamak. Belleğin kaçınılmaz intikamı. Herhangi bir iz taşınıyorsa eğer, bu bir zamanlar bir yara açıldığındandır.”

Aslı Erdoğan’ın ilk romanı ‘Kabuk Adam’ bu şekilde başlıyor ve okuyucularını can evlerinden vuruyor. CERN’de yüksek lisansını yapıp Rio de Janeiro’da başladığı fizik doktorasını yarıda bırakarak edebiyatı ve yazmayı terih ediyor. “Lire” dergisi tarafından ‘Geleceğin 50 Yazarı’ arasında gösterilen Aslı Erdoğan, Kabuk Adam’da Karayipler’de şiddet ve korkunun bataklığında geçen sıradışı bir aşkı ve dostluğu bizlere anlatıyor.

“Tropiklerde, o gözden ırak adada öğrendim ki, cennetle cehennem iç içedir, ancak bir katil bir peygamber olabilir ve insan bir başkasına, aynı karabüyü ayinlerindeki gibi, dönüşebilir, çünkü insanın tam zıddı gene kendisidir.”

Başarılı bir fizikçi olan karakterimiz Karayip Adaları’na zorunlu bir eğitim için gider ve bu adada başından geçenleri, yaşadığı sıradışı aşkı okuyucularla paylaşır. Çalıştığı fizik araştırma merkezinde sosyal hayata izin vermeyecek derecede ağır şartlarda çalışmakta olan karakterimizin tek arkadaşı kendisi gibi Akdenizli olan Maya’dır.

img_0047

Karayiplerdeki eğitim cennetle cehennemi aynı anda yaşatmaktadır. Çünkü, bir yanda Karayiplerin ve Mercan Adalarının eşsiz güzelliği bir yanda bu güzelliklerin tadının çıkartılmasına engel olan yoğun eğitimler ve katı kurallar. Karakterimiz bu kurallara her zaman karşı geldiği için ilk günlerden itibaren grup içerisinde sivrilir. Bu durum onu yalnızlığa itecek ve hayatını değiştirecek olan Kabuk Adam ile tanışmasını sağlayacaktır.

“Sadece benimdi,
zincirlerinden boşalmış bir at gibi koşan,
beyaz okyanus,
ve o kum tepeciklerine gömdüm, altın anahtarını
yalnızlığımın.”

Kabuk Adam, Getto’da yetişmiş bir yerlidir. Dış görünüşü itibariyle kimsenin dikkatini çekmese de bilgece bir tavrı vardır. Gözlerinde ise geçmişinden taşıdığı karanlık günlerin izleri… Kabuk Adam, karakterimizin hem çok korktuğu hem de uzak kalamadığı biri haline gelir. Kabuk Adam’ın kendisine karşı beslediği saf sevgiye karşılık kendi geçmişinin izlerinden kopamayışı gerçekleri geç fark etmesine neden olur.

img_0030

Kitabı okurken Karayipler’in egzotizmini içinizde hissediyorsunuz. Betimlemeler o kadar yerinde ve etkili ki… Kitap az sayfada çok fazla duyguyu anlatan kitaplardan. Aslı Erdoğan bu kitapta insanları kendi vicdanıyla görmeye davet ediyor. Her ne kadar insanları eşit şekilde görmek ütopik bir düşünce olsa da okuyucularına farkındalık kazandırmak konusunda oldukça etkili olduğunu düşünüyorum.

Altını çizerek okuduğum, beni hikayesiyle etkisi altına alan bu kitabı okumanızı ve Aslı Erdoğan’ın naif kalemiyle bir an önce tanışmanızı tavsiye ediyorum.