xwqz018521Dağınıklıktan hoşlanmamakla, tıka basa fazlalıkla dolu bir evden hoşlanmamak arasında kanımca dağlar kadar fark var. Çünkü ben dağılmayı seven bir insanım ama bir sürü eşya ile yaşamaktan hiç haz etmiyorum. Sanırım daha az eşya ile yaşadığımdan dolayı, dağılmak beni ürkütmüyor. Çünkü ne kadar dağılırsam dağılayım, toparlanması gayet kısa sürüyor.

İçi envaiçeşit biblolarla dolu olan evler bana hiçbir zaman hitap etmedi. Elbette ki zevk meselesi. Lakin ben zevklerimizin hayat tarzımızı da etkilediğini düşünüyorum. Benim giyimden makyaja kadar bir çok konuda en başından beri tercih ettiğim bir şey sadelik. Elbette iki çocukla bu sadelik benim işime de geliyor; çünkü kafam daha rahat, daha az stresliyim, oyun oynayacak daha fazla alanımız var (100 m2 evde yaşasak bile).

Hayatında yeni ve güzel başlangıçlar yapmak istiyorsan, evini de kesinlikle gözden geçirmelisin. Hatta bu güzel başlangıçlar için, işe evinden de başlayabilirsin. Evindeki fazlalıklardan kurtulmak demek, daha huzurlu daha minimal bir evde yaşamak demek. Bu da daha fazla alan ve zaman demek; sevdiğin her şey için.

Elbette iş, fazlalıklardan kurtulalım demekle bitmiyor. Evindeki fazlalıklardan kurtulmak için işe nereden başlayacağını da bilmek gerek. Eline kocaman çöp poşetlerini alıp salonun ortasında dikilirken kendini uzaya fırlatılmış bir uydu gibi hissetmemek için bilinçli olmak gerekiyor.

Ben evimizi sadeleştirme konusunda kısa ve öz bir liste hazırladım. Bu maddeler ile vicdan azabı çekmeden daha az eşyaya adım adım yaklaşacaksın.

  1. Küçük başla!
    Çünkü, aksi halde her an pes etmen an meselesidir. Zaten bir anda, bir günde bütün evdeki fazlalıklardan kurtulmak hiç mantıklı ve gerçekçi değil. Bir çekmece, mutfak tezgahı, kiler başlangıç için iyidir. Kendin için bir yer seç ve orayı fazlalıklardan arındır.
  2. Zamanı belirle!
    Ne kadar küçük başlarsan başla, yine de önünde her zaman bir sürü yığın bulacaksın; oyuncaklar, kozmetik malzemeleri, kıyafetler, tencere tavalar gibi. O yüzden bir çekmeceden bile başlasan, bir anda kendini evdeki tüm çekmecelerin arasında kaybolmuş hissedebilirsin. Bunun için her gün ya da bu iş yapacağın belirli günlerde kendine bir süre belirle. Günde 20 dakika mesela. Böylece bu işten bıkmaz ve de sıkılmazsın.
  3. Basit düşün!
    Nereden başlamış olursan ol, eline aldığın her bir eşya için kendine gayet basit bir soru sor: “Bunu severek kullanıyor muyum?” Cevap ise ya evet ya da hayır olsun; ama ile başlayan cevaplara girersen işin içinden çıkamazsın.
    tomswallpapers-com-14967
  4. Aile bireyleriyle konuş!
    Eğer fazlalık diye tabir edeceğin şeyler arasında aile üyelerinin de eşyası varsa, onlarla da konuş. Kimseyi zorlayamazsın elbette ama onlara amacından bahset, fikirlerini sor. Hatta bu yazıyı gönder, onlar da okusun.
  5. Bağlanma!
    Eşyaya bağlılık fazlalıklara sebep olur. Anılara bağlanabilirsin ama her anının olduğu eşyayı elinde tutmaya kalkarsan işin içinden çıkamazsın. Hediye gelmiş bir biblo, bir çerçeve, çocukların ana sınıfında yaptığı etkinlikler, eski bir tişört… Bunların fotoğrafını çekip, o fotoğraflardan bir kolaj yapıp, duvarına asabilirsin. Böylece o eşyaları elinde tutmak zorunda kalmazsın.
  6. Keyif al!
    Bunu bir zorunluluk olarak görme. Bu bir akım da değil. Bu senin kendin için yaptığın bir şey ve tamamen senin seçimin. O yüzden bu işi yaparken gülümsemeyi ve süreçten keyif almayı unutma.

Elbette her şey bir anda olmayacak. Hayatını yeniden düzenlemek için cesaretin varsa bu işi bir rutin haline getirmelisin, tıpkı benim yaptığım gibi.

Sevgiler…

Selen Baranoğlu