Son yıllarda kişisel gelişim adı altında beynimizi ütüleyen kitaplara tepki olarak inadına “Kişisel Dönüşüm” diyen Aret Vartanyan ile tanıştığım kitap Gitme Zamanı!

Her insanın hayatında girdiği tüm sokakların çıkmaz sokak olduğunu anladığı bir dönemi olur. Hayat sizi bir girdaba sürükler ve çırpındıkça daha da sürüklenirsiniz.

İşte tam da böyle bir dönemde gecenin sessizliğinde ses verdi bana Aret! Gitme Zamanı kitabını anlattığı kısacık videosuyla bana bir ışık yaktı adeta. Elimdeki tüm kitapları bir kenarıya atıp bu kitaba başladım.

-“Alıp başımı gidesim var uzak diyarlara… Yeni başlangıçlara, yeni aşklara, yeni insanlara… Kimliğimin ve geçmişimin farklı olduğu yere…”
+“Hazır mısın?”
-“Hiçbir zaman hiçbir şeye hazır olmadım.”
+“Korkuyor musun?”
-“Korkmadığım anım da olmadı.”
+“Neden buradasın?”
-“Nerede olduğumu hiç bilemedim. Belki de olabileceğim başka bir yer yoktu.”
+“Başlayalım mı?”
-“Her başlangıç bir son… Yeni bir sona başlayalım.”

20160710_171554

Daha kitabın başında bu esrarengiz diyalog ile sizi kendine çekiyor. Kitabın başında yapılan açıklamada da belirtildiği üzere kitap özel bir teknikle yazılmış. Amacı olmayan tek bir kelime bile yok. Hepsi özenle, ince ince, adeta kuyumcu titizliği ile işlenmiş. Tüm bunların tek bir amacı var. Sizi sıkışıp kaldığınız dünyanızdan, hatta belki kendinizden koparıp, gerçek kendinizi keşfedeceğiniz esrarengiz bir yolculuğa çıkarmak.

“Gök ile yer arasında köprü kuran asa misali,
Batın ile Zahir arasında gidip geliyor insan…”

Kitabın temeli de bu iki kavram arasında şekilleniyor. Görünen dünya ve insanın ötesi arasında verilen sancılı savaş en çıplak haliyle anlatılıyor. Günlük yaşam içinde kendini kaybeden insana kendini, yaşadığı çevresindeki insanları, hayatını, içinde yaşadığı toplumu ve sistemi sorgulatan bir hikaye. Bu sorgulama sürecinde ise felsefik ve ruhani sırları bize sunan, gizemli, mistik bir yolculuk.

“İnançlı görünen inançsız yürekler adına Tanrı sorumluluğu paylaşmak için var.”

20160710_171441

Bu yolculukta; ağacın altında uyuyan yedi, denizden çıkan çift başlı düalite, zaman ustası saatçi, bilge simyacı, Schrödinger’in kedisi, mahkeme salonuna doluşmuş düşünürler gibi sembolik kavramlar da yolculuğunuza eşlik ediyor.

“Hayatında olan insanın üzerine, sahip olmak istediği aşkın elbisesini giydiriyordu. Bu elbisenin ona uygun olup olmadığıyla ilgilenmiyordu bile.”

Aşk, tutku, aldatma, entrika ve yaşam kavgası gibi insana ait en temel duygular başarılı bir kurgu ile işleniyor. Bu kurguda mutlaka kendi hayatınızdan izler buluyorsunuz.

Yaptığı TV programları, yazdığı kitaplar ve insan odaklı yaşam atölyesi çalışmalarıyla milyonlarca ruha dokunan Aret Vartanyan, hayatlarımızda hüküm süren kişisel gelişim kalıbını tahtından edip kendi deyimi ile “kişisel dönüşüm”ümüz için bambaşka bir kapı aralıyor.
Dört kitap olarak kurguladığı bu yolculuğun ilk kitabı ile kalbi ile mantığı arasına sıkışıp kalmış insanlığa son cümlesine kadar çözülemeyecek özgün bir hikaye sunuyor.

Eğer size de yaşadığınız hayatın bir anlamı olduğunu düşünüyorsanız, yaşadığınız hayat size de manasız gelmeye başladıysa; Gitme Zamanı, size sonu denize çıkan sokakları gösterecek en iyi rehber olacak.

Gitme Zamanı bittiğinde bizi büyük bir merak silsilesinde bırakarak virgül konan hikayeye Siyah Gözyaşı ile devam ediyor. Gitme Zamanı’nın akabinde onu da okumanızı tavsiye ediyorum.

20160710_171021
“Ben seni olduğun gibi seviyorum,
Sen de beni olduğum gibi sevemez misin?”

Ben sizi olduğunuz gibi seviyorum, lütfen siz de önce kendinizi sonra etrafınızdaki herkesi ve her şeyi olduğu gibi sevin. Keyifli okumalar, sevgiyle ve aşkla kalın 😉

“Gönlünü, ne kadar büyük olursa olsun,
O görünmez nesneyle dolur.
Yüreğin mutluluktan dolup taşınca,
Ona istediğin adı ver:
Mutluluk, Sevgi, Gönül, Işık, Tanrı…
İsim gürültüden başka bir şey değildir,
Göklerin ihtişamını bizden gizleyen bir sistir…”  Goethe