Ve sonunda izleyebildim diyerek yazıma başlıyorum. Öyle ki eskiden sıkı bir Uzak Doğu filmleri izleyicisi ve özelde de Kim Ki-duk filmlerine hayran biri olarak, yeni bir filmi çıktığını öğrendiğim geçen seneden beri deli gibi arıyordum bu filmi. Geçenlerde tesadüfen, sağ olsun ki, @blutv ‘ye geldiğini görüp hemen o gece başladım. Çok enteresan ki gösterime girmeden, bizde DVD’ si çıktı ancak dublaj! Ve dublaj bana orjinalinin tadını vermediği için bu tarz filmleri alt yazılı izlemeyi tercih ediyorum, bu konuda biraz takıntılıyım bile diyebilirim 🙂 . Bu yüzden internete koymuşlardır mutlaka diye umarak alt yazılısını her yerde aradım, fakat İngilizcesine dahi ulaşamadım. Dediğim gibi şükürler olsun kien sonunda @blutv ‘de alt yazılı olarak yayınlandı ve izleyebildim.

Ağ’ın yorumuna girmeden önce yine bir Kim Ki-duk filmi olan, 2015’te izlediğim ‘A Moment to Remember’ ‘Nae Meorisokui Jiwoogae’ [http://jaleninalemi.blogspot.com.tr/2015/12/a-moment-to-remember-nae-meorisokui.html] yazımda da ifade ettiğim gibi,  eski durumuma dair paragrafımı alıntılamak isterim:

“Üniversite döneminde bir ara feci Uzak Doğu filmlerine takmıştım. Özellikle Güney Kore filmlerine. Dram, korku, aşk… arka arkaya izliyor ve hepsinin birbirinden fazla beğeniyordum. Nasıl güzel, nasıl deli, nasıl orijinal filmler seyrettim anlatamam. Hâlen hepsini birçok kez hatırlıyor ve hayranlık besliyorum. Birçok filmi hep onlarla kıyaslarken kendimi yakalıyorum ve hâlen hep o filmlerin yenilere yüz bastığını şaşırarak tecrübe ediyorum. Keşke o dönem de blog denen mefhum olsaydı da yazsaydım..”

Mesela yine Kim Ki-duk’un hem yönetip hem oynadığı ‘Spring,  Summer,  Fall,  Winter — and  Spring’ ve de ‘Samaritan Girl’, ‘3-Iron’ (Boş Ev) ile ‘The Bow’, sonra 2003 tarihli Acacia (Akasya), tabii ki ‘Old Boy’un orijinali, yine 2004 tarihli Japon filmi ‘Crying Out  Love in  the Center of the  World ‘, tabii bir de ‘House of Flying Daggers’ aklıma ilk kertede gelen en baba filmlerdir. Eğer denk gelirseniz mutlaka izleyin, ancak rahatsız ve şoke ediciliğine hazır olun derim.

Kim Ki-duk’un bu son filmi de bu bağlamda beni çok heyecanlandırdı. Ama birkaçını saydığım o beni deli etkileyen diğerleri kadar çarpmadığını da ifade etmem doğru olur sanırım. Ancak bu ifadem, filmin kötü olduğu yorumunu getirmesin. Çünkü çok önemli bir konuya, ne kadar abes ama etkileri bağlamında ne kadar büyük olduğunu gösterecek şekilde çok sade bir öykü ile yaklaşması, kanımca çok başarılı. Aynı şekilde, özellikle de baş roldeki erkek oyuncu ve ailesinin öylesine naif hâli, oyunculuğu; gerçekte o durumda kalan kişilerin yaşadığı zorlukları yansıtması açısından etkileyiciydi.

Tam da bu noktada, bu yaz kendileriyle tanışma şansına kavuştuğum Hayal Perdesi adlı sinema dergisinin Temmuz-Ağustos sayısındaki ‘Ağ’ a dair yazıda* yer alan, konusuna dair bölümü, çok güzel ifade etmesi bağlamında alıntılamak isterim:

“Güney Kore’nin son on yıllarda ekonomik yükselişinin önemini dikkate almak gerek. Artık kendini dünya piyasasında birçok markayla duyurmuş bir ülkeden söz ediyoruz. Dolayısıyla ‘yükselen Güney Kore’nin bireysel intikam hikâyeleri anlatmak yanında vatansever tarihine geri dönüp bakması, daha politik filmlerin öne çıkması şaşırtıcı olmasa gerek. Bunun çok açık bir diğer örneğini Kim Ki Duk’un son filminde görebiliriz. Bugüne kadar bireysel anlatılarıyla dikkat çeken yönetmenin son filmi Ağ, gayet açık bir biçimde Güney Kore-Kuzey Kore çatışmasında iki tarafı da eleştiriyor. Kuzey Kore’nin despotluğunu gösterdiği kadar Güney Korelilerin Kuzeylilere zorla demokrasi götürme hevesine de değiniyoruz.”

Her ne kadar, resmi görevliler bağlamında oyunculukta bir ‘saflık’ görünse de bence o durum, haleti ruhiye, kesinlikle gerçekteki muadillerinin durumlarını!, olayın ve de onların absürdlüğünü ya da yaptıklarının anlamsızlığını bize iletmek amaçlı olarak vuku bulmuş. Sonuçta Kim Ki-duk yönetiyor.

Neyse efendim, naif ama günceliğini ne yazık ki halen koruyan bir jeopolitik durumu, Kim Ki-duk’un gözünden, tam bir festival filmi atmosferiyle izlemek isterseniz mutlaka bakın derim. Ama yok bu tarz filmleri içim kaldırmıyor, ağır geliyor derseniz başka filmlerden konuşalım 🙂

Haydin öptüm dostlar. Sağlıcakla, güzel filmlerle dolu günlerle kalın. Seviyorum sizi :*

 

* Celil Civan; “Güney Kore Japonya’ya Karşı”; Hayal Perdesi Dergisi; Sayı: 59; Temmuz-Ağustos 2017; s. 33.