3

 

KahveKadınKitap Başarılı Kadınlar serisinde bu hafta Yazar Funda Gürel ile görüştük!

Funda Gürel kimdir? Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Kitaptaki vurgulardan da anlaşıldığı üzere İzmir’de doğdum, büyüdüm ve İzmir aşığı bir insanım. Uzun yıllar sırasıyla turizm ve e-ticaret sektörlerinde çalıştım. Şu sıralarda ise sadece yazıyorum.

“İzmir aşığıyım” dediniz. Bu kente sizi aşık eden etkenler nedir?
Aslında çok sebep var ama sanırım en önemli sebep huzurlu bir şehir oluşu. Sakin, dingin, kendi halinde… Kafanızı karıştıracak, sizi yoracak bir kaos yok. Ayrıca İzmir il sınırlarına girdiğiniz andan itibaren sizi samimiyet karşılar. Ha tabii bir de rahatlık… “Aman kasma hallederiz”cilik…  Yani kısacası İzmir sadece boyoz, kumru ve çiğdem üçlüsü ile sığ bir şekilde anlatılabilecek şehir değil.

Kitap yazma fikri ne zaman ve nasıl oluştu? Hikayenizi dinlemek isteriz.

Hep söylerim bana kitap okumayı sevdiren değerli yazar İpek Ongun’dur. Küçük yaşlarda annemin aldığı İpek Ongun kitaplarıyla okuma alışkanlığı edindim. Bana kitap yazma hayali kurduran isim ise değerli yazar Ayşe Kulin’dir. Yıllar önce onun romanlarını okurken bu hayali kurmaya başladım. “Acaba ben de bir gün böyle muhteşem romanlar yazabilir miyim?” diye düşünürdüm. Hala da düşünürüm. Sonra sadece hayal kurarak olmayacağını, bir yerden başlamam gerektiğini fark ettim. İşte o an çok kıymetli. Çünkü o an bence doğru an. Kırılma noktası gibi… Ne öncesi, ne de sonrası… O zaman bir deli cesareti geliyor üstünüze ve oturup yazmaya başlıyorsunuz. İşte ‘Sen Sev Ben Sana Yetişirim’i de 2015 yılında ‘O an’ sayesinde yazdım. Basılır mı, basılmaz mı diye sonunu düşünmeden. (Bu tür kaygılara kapılsaydım istediğim gibi bir roman çıkmayabilirdi ortaya.) O yüzden basıldıktan sonra kitapçılarda kitabımla karşılaşınca bir süre idrak edemedim durumu. Öylece baktım.

SAMSUNG CSC

Bir kitap yazmak, yayımlatmak ve başarılı olmasını sağlamak pek de kolay bir iş değil. Siz bu süreçte ne gibi zorluklarla karşılaştınız?

Aslında az önce de belirttiğim gibi romanıma başladığımda sonrasını pek düşünmedim. Çünkü bu kaygının yaratıcılığın önünde büyük bir duvar olduğunu düşünüyorum. En kötü ihtimalle basılmasa bile çocuklarıma, torunlarıma bir hatıra kalır dedim. Ayrıca sonucu ne olursa olsun bana kazandıracağı tecrübenin farkındaydım.
Romanımın bittiği gün bir arkadaşım aracılığıyla Kassandra Yayınları ile iletişime geçtim. Kitap metnini gönderdim ve beklediğimden daha kısa sürede olumlu bir dönüş yaptılar. İşte tam burada başarıdan ne anladığınız devreye giriyor. Kimine göre kitabının milyonlar satması bir başarıyken benim için başarı ilk kitabımın basılmasıydı. Çünkü bunun ne kadar zor olduğunu biliyordum. Gerçekçi hedefler önemli.

Çok keyifli bir kitabı okuyucularınızla buluşturdunuz. Peki bu hayali kuran diğer kadınlara tavsiye verecek olsanız, bu ne olurdu?

Öncelikle çok teşekkür ederim. Ben yazarken çok keyif aldım ve umarım okurlara da bunu geçirebilmişimdir. Henüz tavsiye verebilecek bir seviyede değilim. Daha kırk fırın ekmek yemem lazım. Ama onları motive edebilecek kendimce birkaç öneride bulunabilirim.

Dünya’da ilk kitapları basılmamış, basılmaya değer görülmemiş o kadar çok başarılı ve edebiyat tarihine adını yazdırmış yazar var ki… Ya da basılmış ama rafa çıkmamış… Son yıllarda dünyada milyonlar satmış, hatta sinema uyarlaması gişe rekorları kırmış bir romanın, başlangıç noktasında tüm yayınevleri tarafından reddedildiğini söylersem belki durumu daha anlaşılır kılabiliriz. Bence burada asıl önemli olan sizin neyi ne kadar istediğiniz ve üzerinde ne kadar emek harcadığınız. Sonuçta bu bir yol. Klasik olacak ama uzun ve meşakkatli bir yol. Peki siz bu yolu yürümeye ne kadar kararlısınız? Çok sevdiğim bir söz vardır; “Başaranlar asla vazgeçmeyenlerdir.” İşin özü budur aslında. İlk denemelerinizde yayınevlerinden aldığınız olumsuz dönüşler sizin için kıstas olmamalı ya da en büyük düşmanınız olan başarısızlık korkusunu içinize yerleştirmemeli. Bir yayınevinin beğenmediğini başka bir yayınevi beğenebilir. Veya yukarıda verdiğim örnek gibi hiçbir yayınevinin beğenmediğini okuyucu beğenebilir.
Benim bu hayali kuran kadın okurlara önerebileceğim; bol bol okumak, bol bol yazmak ve vazgeçmemektir. Virginia Woolf’un dediği gibi; Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın.

Sen Sev Ben Sana Yetişirim’ i yazarken nelerden ilham aldınız? Özellikle kitabın kahramanı Mavi’yi çok merak ediyoruz?

Mavi, ne zaman ne yapacağı belli olmayan bir karakter olduğu için inanın onu ben de çok merak ediyorum. Sabırsızlığı, fevriliği ve hayatı kontrol altında tutma çabası başına hep iş açıyor. Hep bir çırpınma, çırpındıkça da batma halinde. Kıyamam ona ben.

Aslında bu soru yakın çevrem tarafından en fazla sorulan soru. “O ben miyim? Şu bana çok benziyor… İsim değiştirip beni mi yazdın?” gibi… Normal de… Fakat tüm samimiyetimle söyleyebilirim ki  “Sen Sev Ben Sana Yetişim” karakterleriyle birlikte baştan sona kurgu bir roman.  Ama tabii ki çevremden, yaşanmışlıklardan ve gözlemlerimden ilham aldım. Onları harmanlayarak sıfırdan yeni karakterler, yeni hikayeler yarattım. İşin keyifli kısmı da bu bence. Hayal gücünüzü kullanmak.

Mavi ile ilgili son bir şey söylemek istiyorum. Ana karakterimin ismini bir arkadaşımın kızının isminden ilham aldım. Hatta abartısız söylüyorum tam üç hafta sadece bunu düşündüm. Sonunda Mavi ismi içime o kadar sindi ki diğer alternatif hiçbir ismi yakıştıramadım karakterime. Dolayısıyla ona da buradan teşekkür etmek istiyorum. Bana şans getirdi.

SAMSUNG CSC

Ayırt etmek çok zor ama ana karakter dışında kitapta en favori karakteriniz kim ve neden?
Aynen. Söylediğiniz gibi bütün karakterleri çok seviyorum. Hatta kötü kadın Nihan’ı bile… Ama sanırım en favori karakterlerim Mavi, Özge ve Eren üçlüsü. Onların diyaloglarını yazarken çok eğlendim. Tabii her şeye muhalefet Rıfkı’yı da unutmamak lazım.

Son olarak Sen Sev Ben Sana Yetişirim’e nerelerden ulaşabiliriz ve devamını merak edenlerin gönlüne su serpecek bir mesajınız var mı?

Bu da Instagram’da en çok sorulan soru. Sen Sev Ben Sana Yetişirim’i D&R dahil olmak üzere tüm kitapçılarda ve tüm online satış kanallarında bulabilirsiniz. Ayrıca  “D&R’a sordum kalmamış, nereden bulabilirim?” tarzında sorular da geliyor. Eğer gittiğiniz D&R’da kalmamışsa sipariş verebilirsiniz. En kısa sürede temin edip size haber veriyorlar.

Sen Sev Ben Sana Yetişirim’in devamına gelince… Bence hikaye güzel bir yerde bitti ama devamına yönelik çok istek aldım. Önümüzdeki zamanlarda belki ikincisi gelebilir. Ama şu an farklı bir hikaye yazıyorum. O da en az Sen Sev Ben Sana Yetişirim kadar renkli karakterlere sahip.