Barış Çağrı Genç, son dönem adını sıkça duyduğumuz genç öykücülerimizden. Ayraç sever okurlarının ayraçlarına veda etmelerini sağlayacak kadar da akıcı bir dili var. Kendisinin adını ilk kez Kitap Ağacı İzmir grubunun şubat 2016’da yazarla düzenlediği “Yazarak İyileşmek” isimli söyleşi ile duydum. Söyleşinin ismi ilgimi oldukça çekse de bazı aksilikler nedeniyle gidemedim. Ancak sosyal medyada sıkı bir takipçisiyim. Öykülerinin yanısıra edebiyat severlerin gözünde samimiyeti ve mütevazi kişiliği ile başka bir yeri var kendisinin.

Kitap, Yitik Ülke Yayınevi’nden çıkıyor olmanın hakkını fazlasıyla veriyor ve bizi Nazım Hikmet’in “Bulutlar Adam Öldürmesin” şiirinden bir dize ile karşılıyor.

“Analardır adam eden adamı
aydınlıklardır önümüzde gider.
Sizi de bir ana doğurmadı mı?
Analara kıymayın efendiler.
Bulutlar adam öldürmesin.”

20160718_105753

Kitap, “Toz, Deklanşör, Grilenirken Ufuk, Gölgeler Uzarken, Fotoğraflar, Anneler Tanır Oğullarını, Gün Işığı, Irak Hatırası, Kuzu, Kırlangıç” isimli, insanın içini sızlatan on adet öyküden oluşuyor. Öyküler ağırlık olarak Amerikan-Irak savaşının izlerini taşıyor. Ve her öykü zamanın sessiz tanıklığını yapıyor. Savaşa anneler ve oğulları cephesinden bakıyor genç yazarımız. Bunu yaparken de fotoğrafların akıp giden zamanı ölümsüz kılan gücünden yararlanıyor.

Okurken hissettiğim en güçlü duygu, gözümüzün önünde yaşanan savaşa ne kadar duyarsız kaldığımızdı. Tarih kitaplarda okuduğumuz gibi bizi heyecanlandırmadı belki ama en duyarlımız bile gözümüzü kapattı.

Belki kızdık, belki hak verdik, belki de muhalefet olduk… Ama yaptığımız hiçbir şey biraz parasızlıktan biraz zorunluluklardan bilmedikleri topraklara giden gençlerin kaderlerinin, savaşın ‘S’ sini bilmeyen takım elbiselilerce çizildiğini anlamamızı sağlamadı. Savaşı fotoğraflayanlar vardı, bir de o fotoğrafların yanlış yorumlanmasını sağlayanlar.

”Kendi ülkesinde, bir çocuğun yaralanma haberi ne büyük bir fırtına koparır. Bunu gayet iyi biliyor. Ama bu olay, Irak’ta olunca, çocuk top oynarken yere düşmüş gibi sıradanlaşıyor.”

20160626_115116

Bu kitap, edebiyatı amacına uygun şekilde kullanarak savaşın gerçek mağdurlarına hakkını teslim ediyor. Cephe gerisinde ve ateş hattında nasıl bir psikolojinin yaşandığını, geride bırakılan annelerin, savaşa minik bedenleriyle direnen çocukların ve ailelerinin yaşadıkları, bir deklanşörün şahitliğiyle ölümsüzleşen anların gerçek hikayeleri kitapta çarpıcı şekilde dile getirilmiş. Yaşadığımız dünyaya seyirci kalmamak ve dürbünümüzün açısını değiştirip biraz olsun empati yapmak için öykü okuyun, Barış Çağrı Genç’in ‘Fotoğraflar’ isimli öykü kitabını mutlaka okuyun.