“Insanların sana nasıl davrandığını veya ne söylediğini değiştiremezsin; yapabileceğin tek şey tepkilerini değiştirmek veya kontrol etmektir”

1

Başlığı, “Çocuğunuzu değiştiremezsiniz! Peki ya kendinizi?” diye attım; aslında kendiniz haricinde kimseyi değiştiremezsiniz bu hayatta. Yola bununla başlamak; o yolda yürüyemeyeceğinizin ve hiçbir şeyi değiştiremeyeceğinizin garantisidir.

İnsan ebeveyn olduğunda; kendisine muhtaç olan o küçücük varlığı değiştirebilecek güce de sahip olduğunu düşünüyor. Gün geliyor o küçük varlığı değiştiremediğini görünce kendini aciz, yetersiz ve bazen çok gereksiz görmeye başlıyor. Aslında tüm hikaye de bu noktada başlıyor. Çocuğun uyumuyor, uyutamıyorsun, çocuğun yemiyor, yediremiyorsun, çocuğun vuruyor, kırıyor engel olamıyorsun. Tüm bunlar olurken kendini çok kötü hissediyorsun. Değişmek yerine aklına hükmeden tek şey çocuğunu değiştirmek. Öyle ya sen kocaman, yetişkin birisin ama sen olmasan hayatını sürdüremeyecek ufacık bir canlı karşısında elin kolun bağlı kalıyorsun.

2

İşte çocuk aslında müthiş bir rehber; çocuğunu değiştiremeyeceğini anladığın anda dönüp kendine bakmalı insan! “Peki ya ben değişebilir miyim?” demeli! Şüphesiz ki değişebilirsin. Sen değişirsen, olaylar aynı bile kalsa, herşey gözüne bambaşka gözükecek.

Çocuğun uyumuyor, ne yapabilirsin bu durumda; vazgeç olmuyorsa olmuyordur. Sen, nasıl uykusuzlukla başa çıkabilirsin, ne yapabilirsin ona bak. Çocuğun yemek yemiyor, ne hissediyorsun? Öncelikle açlıktan öleceği veya gelişmeyeceği düşüncelerini kafandan çıkar; nereden girdi o fikir aklına onu bul? Kendi olumsuz hislerini düşün, kabul et ve dönüştür.

Çocuğun büyüdü. Artık uyku, yemek ve daha nice bebeklik sıkıntıları bitti; şimdi de başka krizler var. Delirmek üzeresin çünkü; başedemiyorsun. En çok da tutturmaları ve ağlamaları ile başedemiyorsun. Çoğu zaman yeniliyorsun ona karşı, istediklerini yapıyorsun. 5, 10, 15 dk ama yok bir saat tutturan ve ağlayan bir çocuğa dayanamıyorsun. Halbuki o senden kat be kat küçük olan çocuk bir saat ağlamaya ve tutturmaya dayanabiliyor; bunu düşününce daha da zorlanıyorsun. Elin kolun bağlanmış hissediyorsun.

Sakin ol ve hatırla: Çocuğunu değiştiremezsin ama kendini pek de güzel değiştirebilirsin. Öyle anlarda seni yiyip bitiren korkularından uzaklaş ve kendine dön, duygularını gözlemle. Sonra kendini olduğun gibi kabul et, derin nefesler al ver ve sevginin her şeye iyi geleceğini hatırla!

Hadi bakalım yolun açık olsun; çocuğun otuz yaşına da gelse altmış yaşındaki seni deli edebilir bunu da hatırla 😉 Belki şimdi anneni ararsın ve ona durduk yerde “Canım!” dersin; annen hayatta değilse ruhuna bir dua gönderiver de kadın emeklerinin boşa gitmediğine sevinsin 😉