Kitap severler için kitaplar ile kurulan bağ çok başka. Peki ya kütüphaneler? Kütüphaneler, bazen kitap sevgisinin nedeni bazen de doğal sonucu. Zoran Zivkovic bizi birbirinden fantastik kütüphanelere götürüyor. “Sanal Kütüphane, Ev Kütüphanesi, Gece Kütüphanesi, Cehennem Kütüphanesi, En Küçük Kütüphane, ve Soylu Kütüphane” isimli altı adet öykünün yer aldığı Başka Zaman Kütüphaneleri, 2003 yılında yazara Dünya Fantezi Ödülü’nü kazandırdı.

“Ayrıca kitapların çok yer kapladıkları da bilinen bir gerçektir. Bu yasayı tersine işletemezsiniz. Kitaplara ne kadar çok yer verirseniz verin, asla yetinmezler. Önce duvarları ve ardından da adım attıkları her yeri işgal etmeye başlarlar. Kitapların işgalinden nasibini almayacak tek köşe evin tavanlarıdır. Yeni kitaplar eve gelmeyi sürdürürler ve sis tek bir eski kitabı bile atma fikrine tahammül edemezsiniz. Bir de bu arada, yavaş yavaş ve hiç çaktırmadan yeni ciltler kendilerinden öncekileri itelerler. Aynı buzullar gibi.”

Kitap, postmodern fantezi türünün dünyadaki en önemli örnekleri arasında gösteriliyor. Bu unvanın da hakkını sonuna kadar vermekte. Bizi iç içe geçmiş zamansız ve mekansız altı öykü beklemekte. alıştığımız kütüphane modellerinden oldukça farklı olan bu kütüphanelerde karakterlerimizin kitaplarla ve insanlarla kurduğu bağ pekçok farklı açıdan irdeleniyor.

xwqz136628

İlk olarak henüz yayınlanmamış kitaplarına bir internet sitesinden ulaşan bir yazarın yaşadığı korkuya eşlik ediyoruz. Bir sonraki öykü de ise posta kutusundan çıkan kitapların yalnızlığın ve geri kalan her şeyin yerini alışına şahitlik ediyoruz. Gece kütüphanesi’nde ise mesai saatleri dışında faaliyet gösteriyor ve dünya üzerindeki her insanın biyografisine erişebildiğimiz kitaplar bulunuyor. Bu öyküyle bir parça paralel evren kavramı sorgulanmıyor değil.

“Her çağın kendi cehennemi vardır. Bugün cehennem kütüphanedir.”

Cehennem Kütüphanesi’ne kadar kitap severlerin penceresinde yer alan kadrajımız bu sefer kitap sevmeyenler için kurgulanmış bir cehenneme dönüyor. Hayatı boyunca hiç kitap okumamış ya da çok az kitap okumuş kişilerin sonsuza kadar kitap okumaya mahkum edilişi anlatılıyor. Ödül mü ceza mı oluşu oldukça görelili…

“Mesele çok basit. Okumayı herkes için mecburi tuttuk. Bu şekilde Biz de iyi bir şeye hizmet etmiş olduk. Her şeyden önce, mahkumlarımız kendilerini cehenneme getiren eksikliklerini burada giderebileceklerdi. Eğer çok okurlarsa, kötülük yapmak için hem daha az  güdüleri olacak hem de kötülük yapmaya pek zaman bulamayacaklardı. Okuma eylemi onlar için tam bir sağaltım anlamına gelir. İşte bu yüzden de biz buna terapi diyoruz, cezalandırma değil, biraz geç kalınsa da. Ama yine de böyle bir şey için asla geç kalınmış denemez.”

Küçücük bir kitapta dünyanın tüm kitaplarına sahip olabileceğinizi düşündünüz mü hiç ? Kapağını her açışınızda karşılaştığınız bambaşka bir kitap, bambaşka bir yolculuk. Yalnız dikkat bu yolculukta asla geriye dönüş yok, o zaman her bilgiyi kendimize saklama arsızlığımız bizi asla rahat bırakmaz. Son olarak ise, bir kitaptan kurtulmaya çalışan kitap koleksiyoncusunun kütüphanesine ziyaretçi oluyoruz.

Zoran Zivkovic, öykülerin her birinde korkularımızı, kitaplarla kurduğumuz o özel ilişkiyi, bilgi ve kitap biriktirme, onlara sahip olma, bazen de onlardan kurtulma arsızlığımızı çarpıcı bir şekilde irdeliyor. Yalın dili ve Cumhur Orancı’nın başarılı çevirisiyle kitap severlerle buluşmayı bekliyor.