Kadınlar Günü’ne sayılı günler kala Kahvekadınkitap ailesi olarak sizlerle bir başarı hikayesi paylaşmak istedik. Başarılı tiyatro sanatçısı Işıl Keskin ile tiyatroya, başarı hikayesine ve yeni projelerine dair keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Işıl keskin kimdir? Bize kendinizden bahseder misiniz?

1988 İzmir doğumluyum.  Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Oyunculuk bölümü mezunuyum. Üniversite eğitimim son bulana kadarda İzmir’deydim.  Sonrası ise malum; mesleki hayatıma yön vermek adına İstanbul’a yerleştim. Şimdiyse Bursa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosunda oyuncuyum. Bunun haricinde seslendirme yapıyorum ve dans ediyorum.

Tiyatroyla tanışmanızı ve meslek olarak seçim sürecinizi bizimle paylaşabilir misiniz?

Aslında mesleğime yönleniş sürecim ailemin beni yönlendirmesiyle oldu. Çok hareketli ve tembel bir çocuktum.  Ailemse enerjimi atmam için jimnastik kursuna ve hemen ardından tiyatro kursuna yazdırdı. 7 yaşımda Konak Belediyesi bünyesinde çocuk tiyatrosu kurslarında eğitim aldım. Sonrasındaysa 12 yaşında Güzel Sanatlar Oyuncularına katıldım ve okulu kazanana kadar birçok oyunda görev aldım. Üniversiteye başlayana kadar hayatım spor, dans ve çeşitli sanatsal faaliyetlerle geçti. Ama bu süreç içersinde tiyatro sevgim, spor hayatımın önüne geçti ve böylece bir yandan spor yaparken bir yandan da hayatıma yön verecek mesleğime adım atmış oldum.

23205_ERH_9831_2017012511011

Yeteneğin keşfedilmesinde ve yönlendirilmesinde ailenizin payının oldukça büyük olduğunu söylediniz. Genç anne ve babalara tavsiyeleriniz neler olur?

Günümüzde sanatsal meslekleri sadece hobi olarak gören anne babalar var. Çocuğun ilgi alanını keşfedip seçimleri çocuğa bırakmak en doğrusudur. Doğru kurslar ve doğru eğitmenler bu işin başlangıcı. Tabi anne ve babaya bu konuda büyük görev düşüyor. İyi araştırma yapıp çocuklarını doğru yere emanet etmeliler. Tabi bir yandan ülkemizin içinde bulunduğu durum nedeniyle ailelerin sanata yaklaşımları bunu engellemekte. Gelecek kaygısı nedeniyle ailelerin çocuklarını; doktor öğretmen, memur vb. birçok mesleğe itip sanatsal faaliyetlere katıl ama hobi olarak yap demesi çocuklarını istemedikleri işlere yönlendirmelerine ve hayatları boyunca mutsuz olmalarına neden oluyor. Aslında işin özü çocuğu sevebileceği ve ondan keyif alabileceği mesleğe yönlendirmekten geçiyor. Tabii ki ben bu yönden çok şansıydım.

Oyunculuk, keyifli olduğu kadar zorlu da bir yol. Bugüne kadar karşılaştığınız zorlukları ve bu zorluklarla nasıl başa çıktığınızı bizimle paylaşabilir misiniz?

Aslında her şey okula giriş süreciyle başlıyor. Yüzlerce kişinin arasından sıyrılıp 10-15 kişinin içine girmeye çalışıyorsunuz. Kazanıyorsunuz, bu sefer bambaşka bir yolun içinde buluyorsunuz kendinizi. Stresli, yoğun, uykusuz geceler sizi bekliyor. Okul bitiyor. Her şey yoluna girecek diye beklerken bir anda herkesin kendini oyuncu olarak tanımladığı bir camianın içine giriyorsunuz. İşte o zaman hayat başlıyor. Yani tek değilsiniz sizden çok var.

Gerçekten bu ülkede yapılması çok zor mesleğimiz var. Bir yandan yaşamaya çalışırken bir yandan mesleğinizi yapmaya çalışıyorsunuz. Hayaller kurup okuldan mezun olduktan sonra bambaşka gerçeklerle karşılaşıyorsunuz. Sırf popüler olduğu için sizin uygun olduğunuz rollere o kişiler seçilebiliyor. Mesela bir diziye seçiliyorsunuz. Ertesi gün set deniyor. Bir gün öncesinde yerinize başka bir insanın seçildiğini öğreniyorsunuz.

Sahne üzerine çıkmayı tercih ettiğiniz zaman da çok bozuk bir düzenle karşılaşıyorsunuz. Bu ülkede 20’nin üzerinde oyunculuk eğitimi veren üniversite var ve hala açılacak bölümler var. Ama kurumsal anlamda çalışan o kadar az tiyatro var ki. Olanlar içinde de istihdam yok denecek kadar az. Devlet tiyatrosu mesela, 7 senedir sınav açmamakta. Sözleşmeli çalışmaya kalksanız gün üzerinden ücretlendiriliyorsunuz. Tabi öyle olunca da yaşayamıyorsunuz.

_MG_7003

Oyunculuk hayali kuran genç arkadaşlarımıza ne gibi tavsiyeleriniz olur?

Eğitim, eğitim, eğitim diyorum… Konservatuarlar ve güzel sanatsal fakülteleri oyuncu olmak isteyenleri doğru donanıma sahip olmalarını sağlayan en doğru adreslerden biri. Yani televizyonda göründüğü kadar kolay değil o işler. Günümüz oyuncularının çoğunun doğru yönlendirilmiş eğitimleri yok. İyi bir bina iyi temelden oluşur. Üniversiteler oyunculuk mesleğinin sağlam temeller üzerine inşa edilmesini sağlar. Sonrasıysa bir süreç bence. Her oyuncunun kendi iç yolculuğu. Kendimizi sürekli geliştirmemiz gerekli. Çok okumak, izlemek, düşünmek, oyun izlemek ve gözlemlemek gerek. Bu meslekte öğrenmenin asla ve asla sonu yok. Mesleki gelişim her yaşta gerekli.

Birazda yeni projelerinizden bahsedelim. Aşkımız Aksaray’ ın En Büyük Yangını adlı oyunla Bursalı tiyatro severlerle buluşuyorsunuz. Oyundan biraz bahseder misiniz?

Oyun 25 kişilik bir ekipten oluşuyor. 3 ay kadar süren dans, müzik ve sahne üstü prova sürecimiz oldu. Oyunumuzun yönetmenliğini Özer Tunca, danslarını Meltem Yorulmaz, müziklerini Kemal Günüç yaptı. Gerçekten çok büyük emek var. Türkiye’ nin sayılı salonlarından biri olan Merinos Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi Osmangazi Salonu’ nda oynuyoruz. Oyun, 19. yüzyılda İstanbul’un Aksaray semtindeki bir sokakta geçiyor. Saraydan uzaklaştırılmış, bir başka deyişle çırağ edilmiş Mahitap hanımla kemancı Artin efendinin, Firuz beyin çabalarıyla evlenmeleri ve beklentilerin karşılanamamasıyla yaşadıkları büyük hayal kırıklığı anlatılıyor ve tabii büyük Aksaray yangınıyla seyirci baş başa kalıyor.

23205_ERH_0162_2017012511011

Bu güzel oyunu izlemek isteyen tiyatro severler biletleri nereden temin edebilirler?

Merinos AKKM’ nde bulunan gişeden ya da http://sehirtiyatrosu.bursa.bel.tr sitesindeki iletişim numaralarından gerekli rezervasyon ve bilet teminini sağlayabilirler.

Önümüzdeki günlerde sizi daha farklı projelerde görebilecek miyiz?

Şu an hali hazırda devam eden bir provamız mevcut. Oyunumuz J.P. Sartre’ın yazdığı Troyalı Kadınlar. Aslında Antik Yunan oyunu. Fakat oyunumuza enter text çalışması yapılarak Furug Ferruhzad’ ın şiirlerinden eklentiler yapıldı. Bu açıdan bakıldığında yönetmenimiz Altuğ Görgü oyunu çok farklı bir açıdan ele aldı diyebiliriz. Hiç alışa gelmedik bir yorumla baş başa kalacak seyirci. Oyun güncel yaşantıdan pek çok sorunu ele alıyor. İlgi geçici bir yorum olduğu için bizde çok heyecanlıyız.  Oyunumuzu mart ayı sonu itibariyle oynamaya başlayacağız. Tüm tiyatro severleri bekliyoruz. Bunun harici televizyon işleri için görüşmelerim sürmekte.