“Koşullar, hayatın bize indirdiği kırbaç darbeleridir. Bazılarımız bu darbeleri fildişi beyazlığındaki çıplak omuzlarında hissetmek zorunda kalırken, diğerlerine paltolarını giyme izni veriliyor, işte tek fark bu.”

Oscar Wilde

Bir düşünün on dokuz yaşındasınız, mükemmele yakın bir hayatınız var. Aslında en büyük derdiniz finallerinizde başarılı olmak ve yaz tatili için babanızın Bodrum’a gitmenize izin vermesi. Ama hayatın sizin için daha farklı bir sürprizi var. Bebek ve doğum fotoğrafçısı Evrim Milaslı, hayatının en özel anlarını okuyucularla buluşturuyor. Üstelik bunu asla acıtasyona başvurmadan hepimizin yüreğine dokunarak yapıyor. Bazılarımız bu satırları okurken “hep mi aynı yaşanır bu süreçler” derken bazılarımız ise geleceğin simülasyonunu yaşıyor adeta.

bhssd (10)

Evrim Milaslı, Merve karakterinin çocukluğu ve ilk gençlik yıllarından en özel anları bizlerle paylaşırken aslında babası Mert’in de hikayesini anlatıyor bize. Zorluklarla geçen bir hayat, kurulan sağlam dostluklar, kayıplara rağmen devam eden bir çaba var Mert’in hayatında. Daha çok küçükken annesinin korkuları yüzünden anneannesine emanet edilmiş bir çocuk, hayatı boyunca annesi ve kardeşiyle arasında hep mesafe olmuş. Ama tüm bu olumsuzluklara rağmen “iyi günde, kötü günde” sözünün hakkını veren fedakar ve sevgi dolu bir hayat arkadaşına sahip.

“Ben kanıma kırmızı rengi veren kişiyi kaybettim.”

Küçük İskender

Kitabı okurken kendi hayatımdan çok sayıda kesit buldum. Bazen güldüm, bazen ağladım. En çok annenin yaptığı fedakarlıklar beni etkiledi sanırım. Yaşadığı sıkıntılara rağmen asla eşini ve çocuklarını bırakmaması, eşinin ölümünden sonra hem işlerine hem de çocuklarına sahip çıkması beni derinden etkiledi. En çok kızdığım durum ise, babannenin oğlu ölüm döşeğindeyken bile misafir gibi gelip o şekilde davranmasıydı sanırım. Okuduklarım anne olmanın başka bir şey olduğunu bir kez daha kanıtladı.

bhssd (7)

Merve’nin babasının hastalığında aldığı tavır, kardeşine ve annesine verdiği destek, vefat sonrası yaşadıkları oldukça samimi bir dille anlatılıyor. Sanki yazar sizin dizinize yatmış da tüm hikayesini anlatıyor gibi samimi, içten. Yaşadığı acıdan sonra kalbi taşlaşan Merve çocukluk arkadaşı Kemal ile son bir sınavdan geçiyor. Aslında bu karşılıklı bir sınav oluyor.

Benzer bir süreç yaşamış birisi olarak hikaye beni derinden etkiledi. Bana umut ve cesaret verdi desem abartmış sayılmam, sanıyorum. Her bölümü başında Oscar Wilde, Küçük İskender, Mevlana, Cemal Süreya, Balzac gibi isimlerden alıntılar yer alıyor. Kitabın gelirinin kanserli bir çocuğumuzun sağlık masrafları için bağışlandığını öğrendiğimde kitap benim için çok başka bir anlam kazandı. Bir parça farkındalık kazanmak ve bu güzel olaya vesile olmak için Evrim Milaslı’nın kitabına kütüphanenizde mutlaka yer açın.