Sinemada izlemediğime inanılmaz derecede üzüldüğüm bir filmin yorumu için buradayım ve eğer siz de hâlâ izlemediyseniz, bu yorumu okumayı bırakıp hemen filmi izlemeye koşun, derim.

Lakin hâlâ buradaysanız, sizi seviyorum! 🙂

Öncelikle Baby Driver’ın fragmanını izlediğim ilk andan beri filme gideceğimi söyleyip duruyordum ama vizyon tarihiyle tatilimin çakışması sonucu sinemada izleme fırsatını kaybetmiştim maalesef. Pişmanım!

Baby Driver, bir aksiyon filmi. Arabalı bir aksiyon/soygun filmi. Tabii böyle bir tanımlama gerçekten varsa! 🙂 Ben Hızlı ve Öfkeli serisini sevmeyen bir film izleyicisiyim açıkçası, serinin filmlerini baştan sona doğru düzgün hiç izlemediğimi de kabul etmem gerekir tabii o kısmı ayrı. Lakin sürekli televizyonda maruz kaldığım bir film olduğu için büyük bir antipatim var. Peki, bu gereksiz ayrıntıları neden verdim? Arabalı film derken kastettiğim şeyi anlatabilmek için. 😀 Baby Driver, ilk dakikasından itibaren müthiş arabalı aksiyon sahneleri barındırıyordu ve bayılarak izlememek elimde değildi. Bir de bu güzel aksiyon sahnelerine çok güzel şarkıların eşlik ettiğini düşünün. Şahaneydi şahane!

Başrolümüz Baby’i Ansel Elgort canlandırıyor ve ben Aynı Yıldızın Altında kitabını sıkılıp yarıda bırakmış biri olarak onun film uyarlamasını da izlememiştim. Doğal olarak oyuncu hakkında pek bir fikrim yoktu. Uyumsuz serisinde Tris’in kardeşini oynamasını çok saymıyorum. 🙂 Fakat oyunculuğunu da çok sevdiğimi söylemem gerek ya da karakteri çok sevdiğim için Ansel’i de benimsemiş olabilirim. Genç bir başrol olmasına karşın filmin genç kurgu olmadığını söylememe bilmem gerek var mıdır?

BABY-DRIVER-07

Baby, Kevin Spacey’nin canlandırdığı karakterin ayarladığı soygunlara şoförlük yapan bir karakter. Sürekli müzik dinleyen, kulaklığını pek çıkarmayan, bir sürü iPod’u olan, kendini dış dünyadan soyutladığını söylemem gereken biri ve bunların hikâyeye çok güzel yedirilmiş bir sebebi var. Filmde dinlediğimiz tüm şarkılar da aslında Baby’nin kulaklığıyla dinlediği şarkılar. Ki sahnelerle çok uyumluydu müzikler, muhtemelen müzikler sayesinde temposu bu kadar güzel bir filmdi.

Filmin çok güzel olduğunu düşünmeme rağmen takıldığım iki kısım olduğunu da kabul etmem gerek. Açık açık söylemeyecek olsam da bir tık spoilera girebileceğinden, izlemeyenlerin bir sonraki paragrafa geçmesini tavsiye ederim. 🙂 Bir kere Kevin Spacey’nin sondaki hareketi bana inanılmaz ütopik geldi, başta yansıtılan karakterle –aslında çok da kötü bir karakter olarak görmüyoruz ama- çok uyumlu davranmadı sanki. Ya da benim için saçma bir hareketti. Diğer takıldığım kısımsa Deborah’nın, Baby’nin hoşlandığı kız şeklinde ifade edeyim, çok kolay bir şekilde bu aksiyona ayak uydurması. Fakat bu kısım uzasaydı da tempoyu düşürebilirdi belki. Yönetmen olmadığım için çekilmiş filme yorum yapmak kolay tabii! 😀

Filmin yönetmeni Edgar Wright’la ilgili de filmden sonra çok güzel yorumlar okudum, eğer önce şu filmini izle diye bir öneriniz varsa aşağı yazarsanız çok mutlu olurum!

Oyunculukların çok iyi olduğunu söylememe gerek var mıdır bilemiyorum artık ama gerçekten çok beğendim ben. Özellikle Jon Hamm diyorum ve izleyin ve görün mantığıyla daha fazla konuşmuyorum. 😀 Temposu düşmeden seyreden ve dolayısıyla sizi sıkmayan, hızlı ve şaşırtıcı birkaç dönüşle de sizi daha bir merakla izlemeye sevk eden inanılmaz keyifli bir filmdi. Hâlâ buradaysanız, bu sefer ben sizi kovuyorum, hadi film bekliyor!