Gabriel Garcia Marquez’in ölümsüz eserlerinden Kolera Günlerinde Aşk, savaşın ve koleranın gölgesinde kalan yarım yüzyıllık bir aşkı anlatıyor.

Kitapta hikâye seksen yaşında Doktor Urbino’nun bir gün yakın dostu fotoğrafçı Saint- Amour’un cesediyle karşılaşmasıyla başlar. Urbino, intihar eden arkadaşının mektubunun izini sürüyor; ancak kitap bu mektubun üzerine ilerleyecek diye düşünürken çok farklı bir şekilde ilerliyor. Fotoğrafçının cenazesinin olduğu gün Urbino’nun ölmesi ve arkasından karısı Fermina’nın eski aşkının ortaya çıkması konuyu çok farklı bir yere sürüklüyor. Başlarda kitaba adapte olmakta zorlansam da bu yarım asırlık aşk, beni kendisine çekmeyi başardı.

Daha on üç yaşında ilk gördüğü andan beri aklından çıkaramadığı Fermina’ya aşk dolu mektuplar yazan Florentina, aşkının peşinden neredeyse yarım yüzyıl gidiyor. Hatta Fermina evlense bile kocasının bir gün öleceğinden, aşkı kadar emin.

Jpeg

Jpeg

En etkilendiğim bölümlerden birisi, Fermina’ya sonsuz aşk duyan Florentina, Ariza’nın onu yıllar sonra gördüğü ve izlediği aynayı satın almasıydı.

“Çerçevenin güzelliğinden ötürü değil, içinde iki saat boyunca sevgilisinin imgesi kaldığından…” Bu cümlede geçen ‘sevgili’ kelimesi de onu hiçbir zaman eski sevgili olarak görmediğinin kanıtı.

Bir diğer heyecan veren olay ise kocasının ve eski aşkının karşılaştığı bölüm. O kadar iyi bir betimleme yapılmış ki eski aşkı Florentina’nın kalp atışlarını ve heyecanını çok iyi duyabiliyorsunuz.

“Florentina Ariza için o gece daha aşkın yıkımına uğramadan önceki yeniyetmeliğin saf taşkınlıklarına döndüğü bir geceydi. Ama böylesine kolay elde edilen bir mutluluğun çok uzun sürmeyeceğini, deneylerinden çok sakınımlılığından biliyordu…”

“AŞK İÇİN ÖLMEKTEN DAHA BÜYÜK BİR ÖLÜM YOKTUR.”

Jpeg

Kitabın filmi de 2007 yılında “Love in the Time of Cholera”  orijinal adıyla Mike Newell yönetmenliğinde çekildi. Genellikle kitaptaki dialoglara sadık kalınsa da bahsettiğim ayna sahnesini filmde de görmeyi umut ederdim. Bir diğer fark ise kitaptaki gibi fotoğrafçının ölümüyle değil de kocası Doktor Urbino’nun ölümüyle filme giriş yapılmış.

“KOLERAYI TAHMİN ETMEK, SAVAŞI TAHMİN ETMEKTEN DAHA ZOR.”

FİLMİN KONUSU: “Terk edilmiş bir sevgilinin yeni yetmelik yıllarından başlayarak yaşlılığın alacakaranlığına dek süren yarım yüzyıllık aşkının öyküsü. Florentino Ariza, 13 yaşında ilk gördüğü andan beri güzel bir Latin kadını olan Fermina Dazave’ye büyük bir aşk duymaktadır. Ancak kızı Fermina için Florentina’dan daha iyi bir damat düşünen baba, kızını evden uzaklaştırır. Doktor Urbuno ise iyi bir damat adayı olarak karşılarına çıkacak, olaylar bu aşk üçgeninde beklenmedik sürprizlerle ilerleyecektir.”

Teknik açıdan bakacak olursak filmde müzikler de harikaydı. Film müziklerini Shakira bestelemiş. Onun da seslendirdiği şarkılar filmin enerjisini daha da yükseltmiş. Müziğin yanı sıra filmin geçtiği 1800’iü yılları anlatan kostümler ve çekimler de çok başarılıydı. Oyunculuklar ise muazzamdı.

Sevil Yücel Çaylak